YAZ DOSTUM
Bir tatlı huzur almaya geldim
Kategori: Uncategorized
-
2025′ i boş geçtim. 2026’da çok istediğim Avrupa’nın en batısına Portekiz’e gitme imkânım oldu. Önce biraz tarih. Portekiz’in adı Douro ve Minho nehirleri arasındaki bölgeye verilen Terra Portucallis adından gelmekte ki Portucallis, Latince Portas (liman) ve Calle (kale) birleşimi. İlk çağlarda Keltler ve Lusitanyalılar yerleşiyor. Daha sonra Fenikeliler ve Kartacalılar işgal ediyor. MÖ 1. Yüzyılda Roma…
-
Bu dördü önemlidir, düşünmek aklı, yazmak sanatı, okumak kültürü, ağlamak duyguyu temsil eder. İster evrimden ister yaradılıştan gelsin bu insanı diğer canlılardan ayırt eden en önemli özelliklerden dört tanesi. Ve onları kullananlar kazanacak zaferi. Berkin Elvan (15) Medeni Yıldırım (18) Ali İsmail Korkmaz (19) Mehmet Ayvalıtaş (20) Hasan Ferit Gedik (21) Ahmet Atakan (22) Abdullah…
-
Bugün haftanın ilk günü. Ama kimsede pazartesi sendromu yok. Pandemiyse her gün pazar. Günlük turumu Osmanlının 2. Payitahtında yapacağım bugün. Edirne’de. Bildiğiniz bilmediğiniz 10 ibadet yerine göz atacağım 25.000 adımda. Tabi yine kendi çektiğim amatör fotoğraflarla. SELİMİYE CAMİİ Edirne denince akla ilk gelenin Selimiye olduğu su götürmez bir gerçek. Hakkında çok konuşulduğu ve bilindiği için…
-
-Cemre Uçaryılmaz Metin anısına- Bugün biraz tatsız ama bir o kadar da önemli bir konudan bahsetmek istedim. Okurken sıkılanlar ise en azından son paragrafa göz atarsa sevinirim. Yaklaşık altı yıl önce bana misafir olduğunu öğrendim. O günden bu yana yüzlerce kere tetkik için kanım alındı. Biri ciddi olmak üzere 4-5 kez operasyon için narkoz aldım.…
-
Tenedos yani Bozcaada bir dönem en gözde kaçış yerlerimden biri idi. Ancak 10 yıldan fazla bir süre önce aşırı kalabalık beni bu adadan uzaklaştırdı. Ancak sezonun bitmesini fırsat bilerek ve özellikle hafta içi bir ziyaret gerçekleştirmek için üç kadim dost yola çıktık. Daha önceki gelişlerim hep yaz sezonu olduğu için adanın o nefis koylarında vakit…
-
Üç günlüğüne yaklaşık 40 yıl önce tanışıp gençlik yıllarımızda pek çok tatili, anıyı ve dahi rakıyı paylaştığımız 6 dostla buluştuk Gökçeada’da. Gökçeada aslında 600 yüzyıl birlikte dostluk içinde bir bütün olarak yaşayan, Balkanların Osmanlı’dan ayrılması ile başlayan, daha sonra İstiklal Savaşı sonunda ayrışan, 5-6 Eylül olayları, Kıbrıs gerginliği ile aralarındaki mesafe ciddi bir şekilde açılan…
-
Lise arkadaşlarımla 19 mayıs tatilini haftasonu ile birleştirerek hem 47 yıllık dostluğun anılarını tazelemek hem de Gaziantep ve çevresini gezmek istedik. Yüzlerce kareden bir kısmını sizlere kısa hikayeleri ile anlatayım. Gaziantep tarihinin oluşumunda ve niteliğinde yer unsurunun önemi büyüktür. Bölgenin, ilk uygarlıklarının doğduğu, Mezopotomva ve Akdeniz arasında bulunuşu, tarih boyunca yerleşme sahası ve uğrak yeri…
-
Yaklaşık sekiz ay önce emekliliğimde Gelibolu’na yerleşmek için ilk adımları attım. Bu bayram tatilini de burada geçirdim. Elbette şöyle bir turlamak ve size tanıtmak iyi olur dedim. Önce kısaca bir tarih turu. Gelibolu’nun geçmişinin Troya kenti kadar eski olduğu varsayılmakta. Yörenin eski adı “Critote”. Antik Çağ’da Keltler tarafından iskan edildiği için Eski Yunanca’da “Galliopolis” olarak…
-
Kastamonu’dan Karabük yönünde giderken Karabük’e 12 km kala sağda üzerinde Yörük Köyü yazan bir tabela göreceksiniz. Daha önce girmediyseniz mutlaka girin. Önce eski bir mezarlığın arasındaki dar bir yoldan geçerek yaklaşık 1 km sonra “Yörük Köyü” nün meydanına varacaksınız. Köyde 100-300 yıl yaşında yüze yakın konak var. Bunun yanı sıra Yörük ve Bektaşi kültürünün günümüze…
-
Çanakkale Savaşlarını daha iyi kavrayabilmek amacıyla yarımadayı 2 gün boyunca karış karış gezdim. Açıkçası dramın büyüklüğü nedeniyle elim yazmaya pek gitmedi. Ama hem henüz gitmemiş olanlara rehber olsun hem de daha önce muhtelif sergilerdeki şiarım olan “BEDELİNİ BİLMEYEN, DEĞERİNİ BİLMEZ” gereĝi yazmak daha doğru diye düşündüm. Yaklaşık bir yıl içinde bu küçük coğrafyada boşuna giden…
-
Uzun bir süre sonra bacaklarıma güvendim ve Truva’yı 25 yıl sonra tekrar gezmeye karar verdim. Hemen şunu ifade etmeliyim ki şu meşhur savaşın burada olup olmadığı hatta olup olmadığı bile kesinlik kazanmamıştır. Gerek saha düzenlemelerini ve gerekse yakınına kurulan ve sahadan çıkanların sergilendiği müzeyi fevkaladenin fevkinde buldum. Truva denilince ilk akla gelen Homeros’un İlyada’sında bahsi…
-
Datça’dan demir alıp yelkenle Simi’ye 3 saatte vardık. Tekne ile pasaport ve gümrük işlerini eğer orada bir aracı ile yapmazsanız oldukça fazla zaman alıyor. Bir hayli de masraflı açıkçası. Ayrıca Tilos ve Nisiros’ta gümrük olmadığından çıkış için tekrar Simi’ye gelmemiz gerektiğini de öğrendik. Böylelikle ilk dersimizi almış olduk. Adaları gezmek için oldukça sıkı bir ulaşım…
-
Genişliği 6-7 metre uzunluğu 30-40 metre olan bir çıkmaz sokak. Ebe Zeynep Sokağı. Şimdilerde araba park alanı olmuş bu sokak bir zamanlar bir kaç neslin oyun alanı idi. Aralık derdik. Babam bu sokakta oynarken dedem sokağın başına tükürür bu kuruyunca oyunu bırak dükkana gel dermiş. İkinci Dünya savaşı yıllarından bahsediyorum. Bizim çocukluğumuza kadar yani elli…
-
Dün Dünya Kanser Günü idi. Bunu bir slogan yerine 10 yıldır bunu yaşayan biri olarak farkındalık yaratacak bir şeyler yazmak istedim. Bir gün bir şikayetiniz ile ilgili veya yalnızca kontrol amaçlı olarak doktora gittiğinizde oluşan şüpheler sonunda yapılan tetkiklerle bu kulübe üye olabilirsiniz. İlk şokun etkisiyle asla şu üç şeyi aklınızdan geçirmeyin: Teşhis konulduktan sonra…
-
Kitabın yazarı Vala Nurettin. 1901 yılında Beyrut’ta doğmuş. Babası Beyrut Valisi Nurettin Bey. Galatasaray Lisesinin orta bölümünü tamamladıktan sonra – ki Nazım Hikmet ile bu okulun hazırlık sınıfında tanışmış- 1916 yılında Bankacılık öğrenmek için 2 yıllığına Avusturya’ya gidiyor. Döndükten sonra Maliye bakanlığında çalışsa da bu işi sevmiyor. Yayıncılık işine giriyor. 1 Ocak 1921 de Nazım…
-
Hatırlarım koştuğunu Avara yamaçlarında, Beyaz kurdelesi var örgülü saçlarında, Ne de çabuk büyüdü bitti ortaokul, lise, Doktor olacak artık bitse üniversite. Altı yıl iyi koştu ve tıkandı finişte, Biz diploma beklerken, geldi doktor enişte. Yedi aralıkta evlendirdik bunları, Mutluluktan uçtular geçtiler bulutları. Bulutların üstünde bir leyleğe çarptılar, Leyleğin Ağzındaki bebeciği kaptılar. Bebe artık bizimdi…
-
NAZIM KAPTAN- 04.01.1921 Sis iyice dağılmış karayelden esince Hava yeni kararmış İskelle’yi aşınca. Altmışlık Nazım Kaptan çakmak çakmak gözleri, Dümeni sıkı tutmuş nasırlaşmış elleri. Ankara isteyince gönüllü nefer olmuş, Motoru Mebruke’yle Trabzon’dan demir almış. Son gözünü kırpalı tam elli saat olmuş, İnebolu feneriyle rahat bir nefes almış. Ara sıra gururla emanete bakıyor, Kırışıyor yüzündeki…
-
Hans Tröbst, Almanya’nın I. Dünya Savaşı’ndaki yenilgisinin ardından, Alman İmparatorluğu’nun zorla emekli edilen subaylarından biriydi. Savaş sonrası ağır şartlar altında emekli edilen bu subaylar, prestijlerinden mahrum bırakılmış ve yaşamlarını idame ettirebilmek için küçük işlerde çalışmak zorunda kalmışlardı. Ancak bu durum Tröbst’ün gururunu incitiyordu. Kendine yeni bir yol arayan Tröbst, Anadolu’da başlayan Milli Mücadeleyi fark etti…
-
Kastamonu ilçeleri içinde en uzun sahil şeridine sahip olan İnebolu 1970’li yılların başına kadar tarihinin şanına uygun olarak Kastamonu ilçeleri içinde ön planda olan modern, şirin, özellikle yazın turizmden payını alan öncü bir ilçe konumunda idi. Ancak son 25 yılda iyice artan 55 yıllık bir gerileme dönemine girdi. Bu gerileme belki de Anadolu’daki birçok kasabada…
-
Yazıma o yılların naif insanlarının en güzel örneklerinden olan bu fotoğrafla başlamak isterim. Resimde Aysel ve Hüseyin Karahan 1958 yılının temmuz ayında Karadeniz’de seyreden Etrüsk Gemisinde balayındalar. Yüzlerinde Cumhuriyetin aydınlığı ve gözlerinde gelecekle ilgili pırıl hayalleri açıkça görülüyor. Babam ışıklara koşalı 34 yıl oldu. Veteriner Hekimdi. Abdurrahman Paşa Lisesinden 1948 yılında mezun olduktan sonra Ankara…
-
GENÇ CUMHURİYETİN AYDINLIK YÜZÜ – BABAM VETERİNER HEKİM HÜSEYİN KARAHAN VE ŞİİRLERİ Yazıma o yılların naif insanlarının en güzel örneği olan bu fotoğrafla başlamak isterim. Resimde Aysel ve Hüseyin Karahan 1958 yılının temmuz ayında Karadeniz’de seyreden Etrüsk Gemisinde balayındalar. Yüzlerinde Cumhuriyetin aydınlığı ve gözlerinde gelecekle ilgili pırıl hayalleri açıkça görülüyor. Babam ışıklara koşalı 34 yıl…
-
BEYZA -1908 MAYISI Bu yazıyı okuyunca ne gerek var bu kadar emeğe diyen olur elbette, hatta kafayı bozdu diyenler bile çıkabilir. Evet doğrudur uğraştım. Mesleğim doğruyu bulmak için bilimsel olarak kanıt ve ispatın şart olduğu pozitif bir bilim dalı ile ilgili. Ama tarih gibi sosyal bilimlerde durum farklı. Yazılı belge gerekiyor, doğru ve gerçekçi yorum…
-
YÜRÜYEREK İNEBOLU Bu bölümü İnebolu’nun tarihiyle bütünleşmiş bazı binalarını gezmek isteyenlere bir rehber niteliğinde hazırladım. Yaklaşık 3 saatlik bir yürüyüş ile tamamını görebilirsiniz. TÜRK OCAĞI Eylül 1893 tarihinde inşaatı tamamlanmıştır. Binayı yaptıranlar Karagüllezade Mehmet Yazıcı ile Karamanyan Hacı Ohanüs Ağa’dır. Daha sonra binanın mülkiyeti tamamen Karamanyan ailesine geçmiştir. 1923 yılındaki göçlerle birlikte Rumlar tarafından boşaltılmış…
-
Arkeolog Dr ve Kastamonu Kent Müzesi Müdürü Sayın Murat Karasalihoğlu ile birlikte küratörlüğünü yaptığımız Milli Mücadele ve Cumhuriyet Devrimlerinde İnebolu ve Kastamonu’nun yerini ve önemini anlatmaya çalışılan sergilerin sonuncu katmanı olarak Kastamonu’daki feveranı kattık. Öncelikle sergilediğimiz DEVRİM ‘e ait panoları sizle paylaşmak isterim. Ve son olarak BİR FEVERAN panoları
-
Sergimizde bu kez de Kastamonu Tarihine odaklandık. Sn Murat Karasalihoğlu Kastamonu tarihine kaynak kitap olabilecek “Paphlagon’dan Candar’a” adlı bir kitap yazmış ve benimde ufak bir katkımla yayınlamıştı. Bu kitabın lansmanını yapmak için aynı konulu bir serginin açılması ve Murat Bey’in kitabını imzalayacağı bir organizasyon yapmak iyi olur diye düşündük. Sergimiz oldukça geniş katılımlı bir sergi…
-
2020 yılında Pandemi nedeniyle sergi yapamadık. 2021 yılında yine 25 Ağustosta sergi yapmayı planlamıştık. Ancak Bozkurt’taki sel felaketi nedeniyle 29 Ekim cumhuriyet bayramına erteledik. Bu kez sergimizi Arkeolog Dr. Murat Karasalihoğlu ile beraber hazırladık. Konusu 100. yılını kutladığımız İnebolu’nun milli mücadeledeki rolü idi. Sergimizin adı “Bir Liman, Bir Han”. 10 panoluk Liman kısmında İnebolu’nun antik…
-
Cumhuriyetin 100. yılında sergi faaliyetlerimiz oldukça hızlandı diyebilirim. Önce 17 ağustos tarihinde DMKİ (Dünya Mirası Kastamonu İnisiyatifi ) ‘nin katkıları ile 2022 GGG sergisini genişleterek yine Sn Murat Karasalihoğlu ile birlikte küratörlüğünü yaptığımız “Bir Liman, Bir Han, Bir İnkılap” isimli bir sergiyi Sarıyer Belediye binasında açtık. Bu sergide ayrıca Cumhuriyet döneminden başlayarak bazı şapkaları da…
-
2. GGG Sergisi 25-28 Ağustos tarihleri arasında açıldı. İlkinden farklı olarak bu kez elimdeki belge ve fotoğraflarla bir sergi hazırlamaya çalıştım. Temel amacım sergiye gelenlere İnebolu’nun geçmişinde bir gezinti yaptırmaktı. Eski fotokartlardan oluşturulan 6 adet Pano, Eski Dökümanlardan oluşan 6 adet pano, Mediha Dölen Arşivinden 14 adet Fotoğraf, 9 adet 1 foto 1 hikaye Panosu,…
-
İNDEKS 3. TOPRAĞIMA DAİR3.1 Gezi Notları 3.2 Kitaplarda Cumhuriyet öncesi İnebolu 3.3 Hayal Meyal 3.4 GGG ve Sergiler Hazırlanıyor GEZİ NOTLARI YÜRÜYEREK İNEBOLU Bu bölümü İnebolu’nun tarihiyle bütünleşmiş bazı binalarını gezmek isteyenlere bir rehber niteliğinde hazırladım. Yaklaşık 3 saatlik bir yürüyüş ile tamamını görebilirsiniz. TÜRK OCAĞI Eylül 1893 tarihinde inşaatı tamamlanmıştır. Binayı yaptıranlar Karagüllezade Mehmet…
-
BİR DİN ADAMI- NAYLON HAFIZ 2016 yılında kaybettiğimiz komşumuz Hüseyin Çınar bilinen adıyla Naylon Hafız İnebolu’da herkesin tanıdığı ve saygı duyduğu bir din adamıydı. Bunun en temel sebepleri; dini tüm öğretileri ve felsefesi ile kavramış olması, toplumdaki herkesi kucaklaması, her hareketiyle topluma örnek olmaya çalışması ve elbette Atatürk ve Cumhuriyete duyduğu o büyük saygıydı. Çok…
-
Bazen durup dururken bazı tatlar gelir aklına. Hani öylesini hiç yemedim dediklerinden. Birecik’te Fırat nehrinin kenarında Mirkelam tesislerinde mırra satan küçük bir çocuğun gözlerinin acılığında haşhaş kebabı, beraberinde bir çok anının aromasını içinde taşıyan Ali Küllu’nün bir külah kaymaklı dondurması, Roma’da İspanyol merdivenlerinin hemen başında gözünde canlanan tarihle hamuru karılmış portakallı kek, Monstar köprüsünün hemen…
-
İSTİKLAL YOLU DESTANI-1921 NAZIM KAPTAN- 04.01.1921 Sis iyice dağılmış karayelden esince Hava yeni kararmış İskelle’yi aşınca. Altmışlık Nazım Kaptan çakmak çakmak gözleri, Dümeni sıkı tutmuş nasırlaşmış elleri. Ankara isteyince gönüllü nefer olmuş, Motoru Mebruke’yle Trabzon’dan demir almış. Son gözünü kırpalı tam elli saat olmuş, İnebolu feneriyle rahat bir nefes almış. Ara sıra gururla emanete…
-
Yazlık itibar için koyumuzu çaldılar, Üsküdar’a geçerken oyumuzu çaldılar, Gölün dibini delip suyumuzu çaldılar, Pandemide Salda’dan kumumuzu çaldılar. Pekakayla Fetöyle kanımızı çaldılar, Libya’yla Suriye’yle canımızı çaldılar. Olur olmaz kazalarla ciğerleri çaldılar, Fıtratla, şahadetle Mehmetleri çaldılar. Diyaneti yüceltip dinimizi çaldılar, Liyakati yok edip işimizi çaldılar. Kavukluyu yüceltip tarihimizi, Maarifi çökertip ilmimizi çaldılar. Milleti…
-
İstediğimi okurum, okuduğumu anlarım, Tarikimi çizmişim, gerisini sallarım, Cüppeli sarıklı hocaların şeyhlerin, Niyazını, vaazını, duasını istemem. Minarenin hoparlöründen ezan, Kilisenin kulesinde çalan çan, Benim gönlümde çizilmiş rotam, Yüreğim pusuladır çağrınızı istemem. Esaret ve haksız düzenler için Her savaşa koşa koşa gelirim, Ama petrol için, para için, din için, Beni bakaya yazın, şahadeti istemem.…
-
Milyarlarca kilometre çapında toz bulutu, Kâh sıkışır, kâh patlar yapmak için Dünya’yı, Yalnız Dünya Ay’ı fırlatır içinden, Vursun diye ışığını o yalnızlık gecesi, Quassım Çölüne, Bilbao’nun Doğusunda çul kılıklı ırgatlar, Kâh çapalar, kâh sular, üzüm versin bağları, Gizli saklı mayalanır, elli kırbaç pahası, İçilsin diye o yalnızlık gecesi, Quassım Çölünde, …
-
Ölüm öyle bir gerçek ki canına karşılık Verdiği mezarlık Soğuk dar ve karanlık Hoş! Onları da hissedemiyorsun ya Biliyorsun öyle olduğunu Biliyorsun kurtların kemirdiğini vücudunu Onları kovamıyorsun Hiç olmazsa acısını duysam diyorsun Duyamıyorsun. Biliyorsun Mezarının başında bir dost Elinde çiçek Ağlıyor belki için için Sense doğrulmaktan aciz Teşekkür etmek için.
-
Öylesine özlerdim ki seni sensiz zaman çabuk geçsin diye zembereğini kırardım bütün saatlerin. Hayalin gelse gözümün önüne, gitme diye gözlerimi hiç açmaz, bir yorganın altında ömür geçirirdim. Kulağım çınlasa, belki sen anıyorsun diye, çıngıraklar takardım kulaklarıma. Mesela ahtapot olmak isterdim senin için, seni seven üç kalbim, sana sarılan sekiz kolum olsun diye,…
-
O ki beyaz bir gül goncasıydı, O ki gündüz açıp gece solardı, O ki kraliçesiydi masumiyetin, O’nun kralıyım sandım, karanlıktan sakınıp, aydınlıktan kıskandım, aldandım, yaşlandım. O ki salmıştı kendini dağlara, O ki yılkı atıydı, O’na eyer konulmaz, gem vurulmazdı, O’nu benim kısrağım sandım, dağlardan sakındım, gökten kıskandım, aldandım, yaşlandım. O ki dalga gibi…
-
MİMOZA Hayat hesaplaşma değil, Hayat ne savcılık ne avukatlık, hakimlik hiç değil, Olsa olsa tanıklık doğaya. Bak mimoza döktü sarılarını, erguvanlar eflatunu koyuyor boğazın tezgahına, Kaldır kafanı bak son yaban ördeği ok olmuş göçüyor yaz vatanına. Hayat sana ait değil sevinçleri sana ait değil acıları da. ERGUVAN Kıştan sonra bahar gelir,Marttan sonra Nisan,Sarıdan…
-
OLDU MU? Düşünürken daldığın, Usunu uzaklara saldığın, Gülmekten bunca uzak kaldığın oldu mu? İsteyip de uyuyamadığın, Okuyup da anlayamadığın, Anlayıp da anlatamadığın oldu mu? Öl dese öleceğin Gel dese gideceğin, Git dese de seveceğin oldu mu? İstediğin, Özlediğin Beklediğin Kısacası sevdiğin oldu mu? ALACAKARANLIK Seninle olmak Çimen Yeşili, Seninle…
-
Bitimsiz bir sahilde, Sen ve ben beraber elele. Sana içimi haykırmak istiyorum. Rüzgâr esintisi boğuyor sesimi. Dalgalar kalp çarpıntın oluyor biran. Anlıyorsun beni. Sahilde yürüyoruz ağır ağır. Bizim dışımızda her şey hem kör hem sağır. Denizin kıyısında bir sandal, adı sevgimiz. Ufukta beliriyor hayallerimiz. Biniyoruz sandala, Sen ve ben ve bizimle beraber…
-
Ateşiydi sigaramın senin dolgun dudakların Her nefesimde yaklaşırdı dudaklarımla dudakların. Dumanıydı sigaramın senin tatlı hayalin Her nefes çekişimde kaplardı içimi hayalin. Sigarayı tutan parmaklarımdı beni saran ellerin Her nefes çekişimde Kenetlenirdi ellerimle ellerin Sigaraydın kısacası benim taşralı aşkım Söylemesi zor amasigarayı bıraktım.
-
Bana kalsa Ferhat’la Şirin’i aynı kefeye koyardım, Gülriz’le, Engin’i aynı kefeye, Müjdat’la, Metin’i aynı kefeye, Yaşar ile Aziz’i, Münir ile Adile’yi aynı kefeye, Nazım ile Hikmet’i de, gurbette yalnız kalmasınlar diye. Bana kalsa Deniz’le Yusuf’u aynı kefeye koyardım, Mahir’le Che’yi aynı kefeye, Fidel’le purosunu aynı kefeye, İşçi ile terini, Hak ile emeği, evrim ile…
-
NERDE Sazlar ağıt yakıyor, ozanlar nerde, Yürek hala yanıyor, ozanlar nerde, Sesleri kulağımda, ozanlar nerde, Katiller aramızda, adalet nerde. GEZİ Canlar gider, izi kalır, Yıllar geçer, sızı kalır, Güneş doğar karanlığa, Katil gider, gezi kalır.
-
Ben bir solcu tanıyorum, Laik Cumhuriyetin bedelini de bilen değerini de Kuruluş devrim ve ilkelerine bağlı bir solcu, Tam bağımsız Türkiye’yi ülkü, Yurtta sulh, cihanda sulhu şiar edinmiş, Adaleti devletin temeli görmüş, Hem 12 Eylül ve anayasasına, hem de tek adam rejimine lanet eden bir solcu. Ben bir solcu tanıyorum, Din, ırk, cinsiyet…
-
Tam elli yıldır vuruyor Deniz sahile, Bir daha bir daha, Elli yıldır bıkmadan usanmadan vuruyor, O darağacı elli yıldır yanıyor alevini yükselterek göklere, aydınlatarak karanlığı, salarak milyonlarca güvercini halklar için çırpsınlar diye kanatlarını, Bir daha bir daha Tam elli yıldır çırpılıyor çırpınıyor kanatlar, Ve yok vazgeçmek bu hakça, insanca yaşama sevdasından Bir daha bin daha,…
-
Eğer bir fabrikadaysan, toz duman içinde, Sevgisizlik rahatsız etmiyorsa çevreni, Sömürüyü izliyorsan gün boyu Sen o fabrikaya hırsınla şiir yazmalısın. Doğayla baş başaysan, o güzelim doğayla, Bir ormandaysan veya bir deniz kenarında, Aşağıya baktığında üzerine çiğ düşmüş çimen, Yukarıya baktığında gökkuşağı. Sen o doğaya sevginle şiir yazmalısın. Dipsizleşiyorsa uçurum sınıflar arasında, Çelişkilerin uyuşturduğu…
-
Yaslamış sırtını koca kayaya, Sağ ayağı Harran’a uzatmış Sol ayağı Mezopotamya, Sol eliyle tam Dara’ya abanmış, Yılların dinginliğinde bir kadim şehir… Kaleye doğru daracık bir sokak, Taş çatlasın iki metre duvardan duvara En dar yerinde var bir abbara, Yaşlı, yorgun, virane Kilit taşı düştü düşecek Abbara çöktü çökecek. Abbaranın altında bir çocuk, Adı Arjin,…
-
Tunç siyahtı, Tunç beyazdı, Kartal yuvasından süzüldü Dolmabahçe’ye doğru, O nereye uçtuğunu biliyordu, İsmail sanattı İsmail sosyaldi, Doğacak çocuğu düşünde, dans ederek çıkıyordu Gümüşsuyu’na, Aydınlığa tırmandığını biliyordu, Selin gençti, Selin güzeldi, Gözü takıldı kan gibi trafik lambasına, O da Velat gibi dolmuşun gittiği yolu biliyordu, Berkay genç bile değildi daha, Doktor da değildi,…
-
Yağmur şiddetini artırdı yine, Sokak kedisinin yalvarışlarını, Sarı mor dağ güllerinin kokusu bastırıyor. Böylesine kurşuni bulutlar çökünce, kurşun yemiş gibi karışıyorum, bir tuhaf oluyorum. Sisi yaran vapur düdüğü, Vapurun arkasında martı süzülüşleri, Ama kulağımda Yazgülü’nün yağmur sesine karışan sesi. koğuştaki taze çay kokusu geliyor burnuma. Ben böylesi ıslak günlerde, daha çok insan, daha…
-
Güneş gibi gidip gelseydik, Ay gibi bir küçülüp bir büyüseydik, Ya da rüzgar gibi esip dursaydık.Birikir miydi yürekte bunca sevgi, bunca anı, bunca özlem, bunca acı. Keşke yalnızca insan olabilseydik, bilseydik ağlayanla ağlamayı, acıkanla acıkmayı, susayanla susamayı Sevseydik kavga değil barışmayı, mal mülk değil doğayı, ahiret değil Dünyayı Kim bilir belki de ağlamazdı…
-
Atlet genç, güçlü ve yalnız. Stat, kalabalık, yabancı ve acımasız. Atlet biliyor yarışın öncesinde, Ekmek aslanın pençesinde. Bu yarışı koşmasam ne çıkar diyor, Sevenlerim benim iyi koştuğumu biliyor. Sonra bakıyor bacağının her kasının her lifine, Bakıyor anasının her bulaşık çatlayan ellerine Bakıyor babasının ağaran saç tellerine, Daha nicelerin nicesinin emeğine. Tabanca sesi…
-
Şu uçarı gönlüme, Kapı yaptım, Tokmağı yok, kilidi yok neyleyim. Gani gani param oldu, Küçük külah dondurmalık, Sarı iki buçuk kuruş gibi deliği yok neyleyim. Sevgime hırka aldın, Tam oturdu üstüne, Düğmesi var iliği yok neyleyim. Bahar gelmiş çiçek açmış, İçim fıkırdasa da, Gençliği yok neyleyim. İlk perde alkış aldı, Severek…
-
GİBİ-1 Bir rüyadan uyanır gibiyim, Komşu çitindeki hanımeli kokulu bir rüyadan. Karda oynadıktan sonra, ayağımı ısıtan ana elleri sıcaklığında, sonrasında içilen bir tas kara çorba tadındaki rüyadan. Bir bayram günü defneli takların altında şiir okur gibi pır pır atıyor yüreğim, Bir sokaktaki mahale maçında gol atmış kadar, İlk defa denizatı görmüş kadar Karadeniz’in kapkara derininde,…
-
Dolaş deseler anılarında, iskelesinde olmak isterim İnebolu’nun. Elimde oltam, yağmur güneş fark etmez, dibindeyim rengarenk takaların Ve her balık vuruşunda bir kez daha yaşamak isterim o çocukça heyecanlanışı, Anılarını dolaş deseler. Dolaş deseler anılarında Aralığında olmak isterim Ebe Hanife Hanımın. Toz toprak içinde koşuşturmak isterim bir topun peşinden, Ve her gol atışımda bir kez…
-
TİYATRO Aslında İnebolu’da profesyonel anlamda Tiyatro’nun sergilendiğini bilmiyorum açıkçası. Yalnızca sene sonu lise öğrencileri tarafından hazırlanan bazı piyeslere giderdik ki bu anlamda benim tanık olduğum en başarılı oyun yetmişli yılların başında Başrolünü Değerli Ağabeyimiz Bülent Uluer’in oynadığı Moliere’in “Kibarlık Budalası” uzak ara en başarılı oyun idi. Ama 1950 den 1965 lere kadar Halkevindeki salon geniş…
-
Köprünün üzerinden geçtiğimde güneşin denizle kucaklaşmasına çok az zaman vardı. Karadeniz her ne kadar dalgalarıyla ufak rötuşlar yapsa da Boyranaltı’nın denizi bir orak gibi biçen görüntüsüne pek etkisi olmuyordu. Gözlerimi korkarak Avara mahallesine çevirdim. Mahallenin dokusuna uymayan bir iki bina bembeyaz bir ten üzerindeki şark çıbanını andırıyordu. Sahilden aldığım bir iki çakıl taşı yetti onları…
-
1. BENİM DÜNYAM Şu ana kadar altmışa yakın ülkeye gittim, gezdim, gördüm. Bazılarına birden çok. En fazla gittiğim ülkeler İtalya, Venezüella, Avusturya, Almanya ve Türkmenistan. En az beşer kere gittim herhalde. Çok gezen mi bilir çok okuyan mı derler ya benim görüşüm iki kere okuyan bir kere gezen bilir. Yani gezmeden okuyacaksın, gezip bir kere…
-
Bu hikâyeyi söz misafirlikperverlikten açıldığında mangalda kül bırakmayanların kulağına küpe olur diye anlatmak istedim. İlki geçen sene 25 Ağustos 2020’de gerçekleşti. İkincisi ise 23 Ağustos’ta ama 45 yıl önce. 2020’den başlayalım. Gabak Gavur Gonağında açtığım Fotoğraf sergisi kutlama programının içine alınmıştı. Oldukça kalabalık bir gurup önde Kaymakam, Belediye Başkanı ve eşleri olmak üzere Oğuz Atay…
-
Geçmişe yolculuk yapınca İnebolu’nun iki sıkıntısıyla yüzleşiriz. İlki çözülmüş ve unutulmuş bir sıkıntı. İnebolu Abana Sahil yolu. Evrenye, İlişi veya Abana Sahiline genellikle piknik yapmak veya denize girmek için motorla gidip gelmemiz benim hafızamda bayağı bulanık bir görüntü halinde. Şimdiki gençlere garip gelebilir ama 1964 yılına kadar İnebolu‘nun doğusundaki köyleri ve Kastamonu’daki diğer sahil ilçeler…
-
Benim çocukluğumun Deniz bayramı çok daha neşeli olurdu (ya da çocuk olduğum için bana öyle gelirdi) O dönemler deniz bayramında sunuculuğu babam yapardı. Belki de fotoğraftakiler dinlemiştir. Önceden de bayağı hazırlık yapıp notlar alır şiirler yazardı. Sandal yarışları limanın dışından başlayıp plajda sahilde biterdi. Babam plajın üzerindeki yerinden o davudi sesiyle şiirler okurdu. Bu şiirler…
-
Benim çocukluk dönemim -yani 60’ların son, 70’lerin ilk yarısı- sırasında kuşkusuz en akılda kalanlardan biri yaz gecelerinde gidilen çay bahçeleridir. Adı çay bahçeleri olsa da ailece gidilen ve her türlü eğlencenin olduğu mekanlardı. Hatta bira bile servis edilirdi. Öncelikle o mekanları şöyle bir hatırlayalım. İki önemli eğlence merkezi vardı. Biri Emirgan, Deniz Otel ve Mehtap…
-
Aşağıdaki fotoğraf 1958’in yazında çekilmiş. Yüz ifadeleri sert görünüyor ama ben biliyorum ki yumuşacık yürekleri var. Yüzlerindeki o sert çizgiler zorlu yılların izleri. Arkalarındaki mavi pike hala duruyor. Düşünün çocuklukları Birinci Dünya (aynı zamanda İspanyol gribi pandemisi) ve İstiklal savaşı yıllarında geçmiş. Cumhuriyetle birlikte atılmışlar hayata. Evlenmişler ve çocuklarını ikinci dünya savaşının yokluğunda büyütmüşler. Sağ…
-
Yaşlı kadın nefes nefese uyandı. Yine sıkça gördüğü bir kâbusun sabahındaydı. Babaannesinin “Tevhide, çabuk mutfaktan tahta kaşık getir “diye bağırması hala kulaklarında tekrarlanıyordu. 7-8 yaşlarındaki kız telaş ve korkuyla mutfağa gidiyor ve her tarafta tahta kaşık arıyor, bulamıyor, bulamıyordu. Babaannesinin gittikçe daha yüksek bağırması, onun ocağın yanında, mutfaktaki tüm çekmece ve raflarda hatta tel dolabın…
-
İhsan iki aylık seferden yeni dönmüştü ve doğup yaşadığı topraklara biraz daha hasretle basıyordu bu sefer. İçinden bir daha gitmem Kırım’a diye geçirdi. Denizciydi. Birçok kereler Barselona’ya gitmişti yumurta yüklü ticari gemilerle. Ama hiçbirinde Karadeniz’de yakalandıkları gibi adeta her tarafından yanardağ püskürüyormuş gibi kabaran böylesi bir fırtınaya rastlamamışlardı. Bir yandan da hem 1. Dünya Savaşı…
-
Biraz da İnebolu’dan çıkıp şehir planı ve tarihi ile ciddi bir karakter olan vilayetimiz Kastamonu’ya giderek gerek yoldan ve gerekse Kastamonu’dan bilgiler aktarayım. Malum eskiler Üsküdar’a kadar Kastamonu derlermiş. O kadar olmasa bile tarihte önemli beyliklere başkentlik yapan, Osmanlının son dönemlerinde olaylara karşı duyarlı olan ve kurtuluş savaşının kazanılmasında önemli rol oynayan bir il Kastamonu.…
-
Bu bölümü İnebolu’nun tarihiyle bütünleşmiş bazı binalarını gezmek isteyenlere bir rehber niteliğinde hazırladım. Yaklaşık 3 saatlik bir yürüyüş ile tamamını görebilirsiniz. TÜRK OCAĞI Eylül 1893 tarihinde inşaatı tamamlanmıştır. Binayı yaptıranlar Karagüllezade Mehmet Yazıcı ile Karamanyan Hacı Ohanüs Ağa’dır. Daha sonra binanın mülkiyeti tamamen Karamanyan ailesine geçmiştir. 1923 yılındaki göçlerle birlikte Rumlar tarafından boşaltılmış ve kısmen…
-
Önce kitabın yazarını tanıyalım. YEVGEVİ YEVGENEVİÇ LANCEREY Yevgeni Yevgenyeviç Lanceray, Rusya’nın St. Petersburg’da 23.08.1875 de doğan Rus grafik sanatçısı, ressam, heykeltıraş, mozaikçi ve illüstratör. Büyük büyük dedesi Besteci, babası heykeltraş, dedesi, bir amcası ve erkek kardeşi mimar, diğer amcası sanat eleştirmen, kız kardeşi ressam. Kısacası Lanceray’ın büyüdüğü ev ev değil güzel sanatlar akademisi adeta. Tabi bunlara…
-
Bu yazıyı okuyunca ne gerek var bu kadar emeğe diyen olur elbette, hatta kafayı bozdu diyenler bile çıkabilir. Evet doğrudur uğraştım. Mesleğim doğruyu bulmak için bilimsel olarak kanıt ve ispatın şart olduğu pozitif bir bilim dalı ile ilgili. Ama tarih gibi sosyal bilimlerde durum farklı. Yazılı belge gerekiyor, doğru ve gerçekçi yorum gerekiyor. Sözle nakledilen…
-
Bugün Altunizade’den çıkıp Kuzguncuk üzerinden Çengelköy’e 17.500 adımlık bir yürüyüş yaptıracağım. İki konuya odaklandım. Biri tapınma diğeri tıkınma. Bu yolu yaklaşık üç yıl önce sigarayı bıraktığımda kilo almamak için 1 yıl boyunca işten eve gelirken sık kullandım. İSMAİL ZÜLFÜ PAŞA CAMİİ Altunizade Camii olarak bilinen bu cami Abdülmecid’in baş mimarı İsmail Zülfü Paşa tarafından yapılmış.…
-
Hafta sonu evden çıkarken niyetim Çukurbostan’a gidip birkaç antikacı dolaşmaktı. Bağlarbaşı’ndan Üsküdar’a taksi ile inerken hem hala mart diye düşünüp kalın giyindiğimden, hem de trafiğin tıkanmasının hiperaktif yapımı depreştirmesinden kendimi yaka paça attım dışarıya. Mihrimah Camiinin önünden geçerken sağda hemen hemen her Karadeniz şehri ve kasabasında fazlaca bulunanlara benzeyen bir merdivenli sokak gözüme çarptı. Eveeet.…
-
Allah eksikliğini göstermesin lafı sıklıkla kullanılır. İnsanların eksikliği halinde sıkıntı yaşayacağı o kadar çok şey var ki aslında. Mesela potasyum. Hani şu “K” harfi ile simgelenen element. Hele bir düşsün 2 civarına görün durumu. Tedavim nedeniyle zaten olan bu sıkıntı sıcak ve terleme nedeniyle iyice arttığı için gezilere sıcaklarda ara vermeye başladım. Neyse eylül geldi…
-
ÇENGELKÖY OSMANLI ÇEŞMELERİ Sabah baktım hava sulu zırtlak, ben de muhitimden ayrılmadan sulu bir kültür gezisi yapayım dedim. Osmanlı’nın sudan sebeplerle inşa ettiği çeşmeleri dolaşacağız birlikte. Çoğunun tarihini her gün önünden geçen Çengelliler bile bilmez. Çeşmelerin biri hariç yapım tarihi 19. yüzyıl.. Buyurun.. YUSUF ZİYA PAŞA ÇEŞMESİ Çeşmeyi yaptıran Yusuf Ziya Paşa, Osmanlı devlet adamı,…
-
MAVERAÜN BEYKOZ Programım sabah erkenden Üsküdar’dan kalkan Boğaz Vapuru ile salına salına Anadolu Kavağına gitmek, oradan Yoros Kalesine çıkıp sabah sporunu kültür gezisi ile harmanlamak daha sonra gogıl emminin kalenin içinde olduğunu söylediği kafede kahvaltımı edip yine vapurla tıngır mıngır dönmekti. Lakin evdeki hesap Şehir Hatları tarifesine (hafta sonları boğaz seferi yokmuş) uymadı. Ben de…
-
Bugün şöyle bir Sultanahmet’e uzanayım dedim. Asıl niyetim sinirlerimin bozulacağını bile bile Hagia Sofia Müzesini cami olduktan sonra incelemekti açıkçası. Nitekim bozuldu da. Giriş için olan kuyruğu görünce önce etrafı dolaşmak daha iyi olur dedim ve gelmişken bir özçekim yaptım. SULTANAHMET CAMİİ İlk olarak Sultan Ahmet Camiine gittim. İçerisinde oldukça büyük bir restorasyon vardı.…
-
Yurtdışı gezilerinde genellikle gittiğim şehri ıcığına cıcığına gezeriz. Ancak yaşadığımız kentte üstelik böylesine her yerinden tarih fışkıran İstanbul’da niye bunu yapmadığımızı da kendinize sormanızda fayda var. Kariye Müzesinin Camiye dönüşeceği haberi üzerine bu iş gerçekleşmeden gezmek istedim. Bu vesile ile bir türlü fırsat yaratıp arşınlayamadığım Balat’ı da aradan çıkartırım diye düşündüm. Aslında sırf Balat’ta görülmesi…
-
Mezatların birinde bu İstanbul fotoğrafını görüp inceledim. Kadıköy’ün hemen yanındaki sırt yani şimdiki Yeldeğirmen Semti’nin 19. yüzyılın son çeyreğindeki hali olduğunu öğrendim. Oldukça rüzgâr alan bir bölge olduğu için vaktiyle çokça bulunan,100 yıl sonra yalnızca semtin isminde bulabildiğimizyel değirmenler bölgesi. 20. yüzyılın başlarında ise İstanbul’un ilk apartmanlar bölgesi olmuş. 1960-1980 arasındaki ilk müteahhit vurgun döneminde…
-
KINALIADA Bayram Tatilinde İstanbul’un boşalmasını fırsat bilip bu uzun tatilde prens adalarını dolaşmak hoş olur diye düşündüm. Başlangıcı 4 büyüğün en küçüğü Kınalıada ile yapayım istedim. Ada antik çağda “bileği taşı” anlamına gelen “Akonai” daha sonra da Constatinapolis’e en yakın ada olması sebebiyle ilk anlamına gelen “Proti” adıyla anılmış. Son olarak toprağının rengi nedeniyle “Kınalıada”…
-
Bugün rotam İstanbul’da yaşayanların mutlaka, gezmeye gelenlerin de çoğunlukla gördüğü ( yani baktığı) Beyoğlu. Karaköy’ den Tünel ile çıkıp oradan İstiklal Caddesi boyunca Taksim’e kadar yaklaşık 15.000 adımlık bir yürüyüş yapacağım. Gözüme kestirdiğim 15 binayı inceleyeceğim. Belki önünden geçmenize rağmen göremediğimiz binaların güzelliklerini elbette tarihini de anlatarak size vay be dedirtmeye çalışacağım. TÜNEL BAKIM BİNASI…
-
Bu hafta sonu uzun zamandır istediğim İstanbul surlarını turlamaya başlamak için ideal zaman. Fatih’in fethettiği Konstantinopolis’in surlarının uzunluğu 22 km. Haliç surları 5,5 km, kara surları 7,5 km, Marmara surları 9 km. Ben en uzun olandan yani Marmara Surlarından başlayacağım. İlk Etap Yedikule-Yenikapı. 1.GÜN YEDİKULE Yedikule hisarı Marmara Surları ile kara surlarının kesiştiği noktada surların…
-
İngiltere’yi gençken mimleyip kara listeme almış olmama rağmen bu kararımdan cayıp gittim. Londra iyi ki caymışım dedirten güzellikte bir şehir. Ayrıca insanları da soğuk İngilizler önyargısının aksine çok sıcakkanlı ve yardımseverdi. Nothing Hill’deki otelin bulunduğu sokakta sabahları herkesin birbirine günaydın demesi, metro istasyonunda tarif sorduğum bir adamın kendi metrosunu kaçırmak pahasına tarif için gayreti açıkçası…
-
Özbekistan’a ilk olarak 2012 yılında iş için gittiğimde Semerkant’ı gezme fırsatım olmuştu ama Taşkent’i ancak 2017 Mart ayında 4. gidişimde gönlümce gezebildim. Tek adam rejimi olan bir ülke ama genel olarak eğitim bizimkinden iyi. Yolda gezerken turist olduğunu anlayan gençler mutlaka selam verip konuşmak istiyor. Genelde Rusça, İngilizce ve az Almanca biliyorlar. Ama elbette tek…
-
Tamamen Amerikan Projesi olarak kurulan ve herhalde Oval Ofis Sakinlerinden Clinton’un tek heykelinin dikildiği ülke olan Kosova’dayız. Ve elbette bu yeni doğan ülkenin başkentinde Priştine’de şehir turuna Newborn hatıra fotosuyla başlıyoruz. Ülkenin kuruluşunu, her yerde rastladığınız NATO’ya ait bilumum araç ve binaları ile Amerikan bayraklarını boş verin. Ülke insanları tüm Balkan ülkelerindeki gibi sıcak kanlı…
-
Çok uzun süredir görmek istediğim bir ülke İzlanda. 200 milyon yıl önce ayrılmaya başlayan Pangea kıtasında yer almayan nadir toprak parçalarından biri. Yaklaşık 20 milyon yıl önce deniz altındaki patlamaları ile oluşmaya başlamış ve hiçbir zaman herhangi bir kara parçası ile bağlantısı olmamış sanki bu dünyaya ait olmayan bir ada. Kış mevsimini seçmemin nedeni hem…
-
Sonunda benimsediğim ideolojinin kalan tek kalesi olan Küba’yı da görme imkânı buldum. Küba tarihinin kısa bir özeti ile başlamak isterim. Bulgular 40.000 yıl önce homosapienslerin yeni dünyaya küçük guruplar halinde gelmeye başladığını gösteriyor. Bering boğazını geçerek veya Grönland üzerinden gelmişler. Bu göçler 13.000 yıl öncesine kadar sürmüş. Avcı-Toplayıcı olan kıtanın bu ilk sakinleri daha sonra…
-
İSFAHAN Tahran’daki iş toplantısı ile Abadan’dakinin arasında 3 gün olduğu için bu arada İran’ın efsane şehri İsfahan’ı görmek iyi olur diye düşündüm. Daha sonra Abadan seyahatinin iptali ise Tahran’ı da bir gün dolaşmama fırsat tanıdı. Etkileyici bir seyahat oldu. Buyurun bir göz atın, heveslenin. Tahran’dan öğleden sonra yola çıktık. Yaklaşık 5 saatte İsfahan’a vardık. Yolun…
-
Pandemi sonrası ilk olarak 4 günlük İtalya Rivierası gezisine çıktık. İlk günü La Spezia’ya ulaşmak için harcadık. Akşamında bir dolaştım. Açıkçası pek hoşlanmadım bu şehirden. Çok sayıda Asya ve Uzakdoğulu göçmen aldığı için olsa gerek kültürü olumsuz etkilenmiş gibi geldi bana, ama zaten şehirde vakit geçirmeyeceğimiz için pek de takılmadım. İlk günümüzde Cinque Terre gezilecek.…
-
Azerbaycan’a ilk geldiğim yıl 1993 yılının başı idi. O zamanlar Cumhurbaşkanı Elçibey idi. Meydanda 1,5 yıl önce yıkılan 27 metrelik Lenin heykelinin kaidesi hala duruyordu. Ben döndükten 2-3 ay sonra Aliev Hanedanı iş başına geçti. Daha sonraki birkaç yıl içinde de kısa süreli ziyaretlerim oldu ama en az 20 senedir gelmedim. Havaalanından Azerbaycan Döwletinin Maden…
-
7 sene aradan sonra yine Karayip denizinin kıyılarına geldim. Bu kez adını Kristof Kolomb’dan alan Kolombiya’dayım. Şunu belirtmeliyim ki Kristof Colomb bu topraklara hiç ayak basmamış.. Güney Amerika’ya göz atacak olursanız Brezilya karnavalıyla, Arjantin tangosuyla, Şili şaraplarıyla, Küba purosuyla, Kolombiya kahvesiyle, Venezüella dünya güzellik kraliçeleri ile ünlü. Yani affedersiniz ama bunların hepsi bir çeşit zevk…
-
Moldovya; Peçenekler, Kumanlar, Tatarlar, Gagavuzlar gibi birçok Türk kavminin istilasına uğramış, 15. yüzyıldan sonra ise Osmanlıların sürekli baş belası olan Voyvodaları ile ünlü bu topraklar Osmanlının gerileme dönemindeki her anlaşmada da pazarlık konusu olmuş. Bu kötü kaderi II. Dünya Savaşında da devam etmiş. Belki de şu anda ülke insanlarının sert görüntüleri ve insanların yüzlerine bakmaktan…
-
TRANSDİNYESTER/TRANSPOL Orası neresi diyebilirsiniz. Bu Ukrayna- Moldovya sınırında yer alan 600.000 civarında nüfusu 3.200 km2 alanı olan hiçbir Birleşmiş Milletler Ülkesi tarafından resmen kabul edilmemiş olsa da Moldovya ve Rusya tarafından yarı resmi kabul görmüş durumda olan bir devlet adayı. Hatta Rusya’nın her yıl bütçesine 1 milyar dolar destek verdiği de söyleniyor. Durumu biraz karmaşık…
-
1475-1774 yılları arasında 300 yıl Karadeniz’in Osmanlının iç denizi olduğu dönemlerde imparatorluğun en kuzey topraklarındayım. Önce Ukrayna ve Moldova olarak öngörülen gezi iki özerk bölgeyi de ziyaretle biraz daha renklendi. Önce Ukrayna’dan başlayalım. Ukrayna ile ilgili öncelikle şunu söylemeliyim ki gerçekten güzel ve yakışıklı bir ırk. İlk durak olan Odesa ise her anlamda tarihi ve…
-
Tamamen Amerikan Projesi olarak kurulan ve herhalde Oval Ofis Sakinlerinden Clinton’un tek heykelinin dikildiği ülke olan Kosova’dayız. Ve elbette bu yeni doğan ülkenin başkentinde Priştine’de şehir turuna Newborn hatıra fotosuyla başlıyoruz. Ülkenin kuruluşunu, her yerde rastladığınız NATO’ya ait bilumum araç ve binaları ile Amerikan bayraklarını boş verin. Ülke insanları tüm Balkan ülkelerindeki gibi sıcak kanlı…
-
Özbekistan’a ilk olarak 2012 yılında iş için gittiğimde Semerkant’ı gezme fırsatım olmuştu ama Taşkent’i ancak 2017 Mart ayında 4. gidişimde gönlümce gezebildim. Tek adam rejimi olan bir ülke ama genel olarak eğitim bizimkinden iyi. Yolda gezerken turist olduğunu anlayan gençler mutlaka selam verip konuşmak istiyor. Genelde Rusça, İngilizce ve az Almanca biliyorlar. Ama elbette tek…
-
Hayattan alınan en büyük keyifler rüyalarla, hayallerle başlayanlardır. Bu hayaller daha sonra umutla beslenir ve bu mutluluk verir insana ama asıl sonunda umut gerçekleşince nirvanaya ulaşılır. Çocukluğumdan bu yana hep yüksekleri, dağları sevmiş zirvelere ulaşma tutkum olmuştur. Kilimanjaro ise hep kafamda idi. Neden mi? Bir kere Dünya’nın en eski kıtası Afrika’nın en yüksek dağı, ikincisi…
-
ÖNSÖZ İstanbul, MÖ. 6. yüzyıl başlarında Ligos adlı küçük bir balıkçı köyü olarak başlayan macerasına şimdilerde yirmi milyona dayanan dev nüfusu ile devam ediyor. Öylesine dev bir şehir ki artık Dünya’nın 130’dan fazla ülkesinden daha fazla nüfusu var. Elbette tarih boyunca bu büyümeye farklı medeniyetler şahit olmuş ve her biri şehirde sayısız izler bırakmış. Bu…
-
ÖNSÖZ Şu ana kadar altmışa yakın ülkeye gittim, gezdim, gördüm. Bazılarına birden çok. En fazla gittiğim ülkeler İtalya, Venezüella, Avusturya, Almanya ve Türkmenistan. En az beşer kere gittim herhalde. Çok gezen mi bilir çok okuyan mı derler ya benim görüşüm iki kere okuyan bir kere gezen bilir. Yani gezmeden okuyacaksın, gezip bir kere daha…
-
WordPress’e hoşgeldiniz! Bu sizin ilk gönderiniz. Blog yayınlama yolculuğunuzda ilk adımı atmak için düzenleyin veya silin.