
Kastamonu ilçeleri içinde en uzun sahil şeridine sahip olan İnebolu 1970’li yılların başına kadar tarihinin şanına uygun olarak Kastamonu ilçeleri içinde ön planda olan modern, şirin, özellikle yazın turizmden payını alan öncü bir ilçe konumunda idi. Ancak son 25 yılda iyice artan 55 yıllık bir gerileme dönemine girdi. Bu gerileme belki de Anadolu’daki birçok kasabada hissedildi ancak İnebolu’nun düşüşü çok yüksekten oldu.
İnebolu’da yetmişli yıllardan bugün kadar olan değişiklikler analiz edildiğinde ilk karşımıza çıkan İnebolu’nun ekonomi, turizm ve tarımı artı değer yaratan Kentsoylu konumundan uzaklaşması olacaktır. Köy nüfusu özellikle taşımalı eğitim uygulamasını etkisiyle yarıya düşmüş ve buna paralel olarak büyük-küçük baş hayvan sayısı % 30-40 oranında azalmış, bir o kadar da köylerdeki tarım etkilenmiştir. Efendimiz köylülerin keyfi kaçmıştır. Tavukçuluk neredeyse sıfırlanmıştır.
İlçenin iki önemli gelir kapısı kerestecilik ve balıkçılıktır. Gerek yanlış avlanma tekniklerinin (trol gibi) Karadeniz’de yaptığı tahribat ve gerekse Doğu Karadeniz’den gelen çok daha donanımlı teknelerle yapılan avlanmalar halen bir balıkçı barınağı bile olmayan ve bir türlü birleşip bir güç yaratamayan İnebolu balıkçılığını neredeyse bitirmiştir. Kerestecilikteki düşüş ise toplam hızar sayısından anlaşılabilir. Son yıllarda Orman idaresinin Ağaç kesimi için yaptığı ihalelerde yerli halkı gözetmemesi ise düşünülmesi gereken başka bir konudur.
Esnafın durumuna gelince. İnebolu’da Kastamonu ve çevre ilçelere dahi hizmet veren terzilik ve ayakkabıcılık gibi meslekler hazır giyim ve fabrikasyona bağlı olarak, semercilik, nalbantlık gibi meslekler binek hayvan sayısının ihtiyaç duyulmaması sebebiyle, bakkal ve manavlar ise gittikçe artan büyük marketlerle rekabet edemediği için her geçen yıl artarak tezgah kapatmışlardır. Zannedersem son 50 yılda artan tek dükkan üretimden ve hizmetten uzaklaşan insanların gittiği kahvehaneler olmuştur.
Soru şudur? Köylülerin ürettiklerini satıp ihtiyaçlarını karşılayıp köylerinde mutlu mesut yaşadığı, memur ve işçilerin gelirleri ile rahatça geçindiği, 3 adet sinema ve halkevindeki faaliyetlerle kültürel tatminlerini sağladıkları , 3 adet meyhane bir o kadar çay bahçesi ve 1 adet mükemmel plaj ile sosyalleşme ihtiyaçlarını karşıladıkları mutlu bir kasaba nasıl bugüne gelmiştir? ,
Cevap ise en başta göçtür. Gerek çocuklarının eğitimi için büyük şehirlere gidenler ve genç nesillerin eğitimli gençlere iş vaadi veremeyen bir kasabada yaşamak istememelerinden kaynaklı olarak belki de 150-200 yıldır İnebolu’da yaşayan bir çok köklü aile İnebolu’dan hatta baba dede evlerini satarak ayrılmıştır. Bu evlerin çoğu artık efendi değil köle muamelesi gören köylüler tarafından alınmış, kasaba nüfusu aynı kalmasına rağmen köyler adeta boşalmıştır. Elbette bu kasabanın kentsoylu profilini önemli ölçüde bozmuştur. Yukarıda bahsettiğim sebepler bir anlamda kendi kendine yeten bir kasabayı yalnızca tüketen ve bu nedenle de bütçesi açık veren bir konuma getirmiştir. İkinci sebep ise son otuz senedir İnebolu’da seçilen yerel idarelerdir. Maalesef uzun vadeli akılcı planlar yerine günlük çözümler üreten, yıllardır vekil dahi çıkartamayan belki de bu nedenle Devlet desteğini de yeterince alamayan Vizyonsuz (bu biraz sert oldu ama gerçek) Başkanlar İnebolu’nun Cide, Abana ve Çatalzeytin gibi diğer sahil ilçelerinin gerisine düşmesine sebep olmuş, tek çıkış olan Kente kimlik kazandırıp, akılcı tesisler yaparak turizmden payını alma konusunda sınıfta kalmalarına sebep olmuştur.
Girişi bu kadar uzun tutmanın sebebi ise yıkılmakta olan bir konağı alıp butik otele çevirmemin temel sebebini izah etmektir. Bu uzun girişe bir şiir koyalım ve sonra devam edelim kaldığımız yerden.
Karadeniz incisi,
Deniz kokar nefesi,
Burda attık biz fesi,
İstiklal İskelesi.
İnebolu yıldızı,
Deniz ve deniz kızı.
Balığının çeşnisi,
Meyvesiyle sebzesi,
Abraş Geriş tepesi,
Seherde bülbül sesi.
İnebolu yıldızı,
Deniz ve deniz kızı.
Yeşili başka güzel,
Yalısı ömre bedel,
Turizm oldu emel,
Bize gel denize gel.
İnebolu yıldızı,
Deniz ve deniz kızı.
Hüseyin Karahan-1965
Evet Turizm 60 yıllık emel. Benim İnebolu’ya yapabileceğim en önemli hizmetin İnebolu Halkına güzel bir örnek yaparak Turizmin en önemli yapı taşı olan konaklama konusunda küçük de olsa tesis açmaları için teşvik etmekti. Elbette “Bedelini bilmeyen, değerini bilmez” sloganıyla böyle bir mekanda sergiler açmak da planlarım arasındaydı. İsmine gelecek olursak. Babaannemin çocukluğumda çokça anlattığı bu konağın banisi olan Yanas’ın lakabından ilham alıp “GABAK GAVUR GONAĞI” verdim. Açıkçası 25.08.2018 de açılışını yaptığımız konağın pandemide kapatıp daha sonra tekrar faaliyete geçirememek beni üzdü ama daha sonra açılan benzeri mekanlar da bir o kadar mutlu etti.

Konağı ve sergimizi gezmeden önce İnebolu’da öğretmenlik süresince tüm gençlerle güzel diyaloglar kurup liderlik yapan, GGG sergilerini açmam için teşvik edip açılış için elindeki tüm malzemeleri özenle hazırlayıp tereddütsüz veren, bir ağabey olarak gördüğüm 2022 yılında kaybettiğimiz ve Sinop’un Hafızası Zeki Zeynel Özcanoğlu’nu özlem ve minnetle anmak isterim. Ruhu şad olsun.

Simdi konağı gezmeye başlayabiliriz.













Bekleriz efenim.
Yorum bırakın