-Cemre Uçaryılmaz Metin anısına-

Bugün biraz tatsız ama bir o kadar da önemli bir konudan bahsetmek istedim. Okurken sıkılanlar ise en azından son paragrafa göz atarsa sevinirim.

Yaklaşık altı yıl önce bana misafir olduğunu öğrendim. O günden bu yana yüzlerce kere tetkik için kanım alındı. Biri ciddi olmak üzere 4-5 kez operasyon için narkoz aldım. Onlarca kere PET, MR, sintigrafi gibi görüntülemeler, kolonoskopi, endoskopi, sistiskopi gibi meşakkatli kontrollerden geçtim, yüze yakın radyo, kemo, imminoterapi ile yüzleştim. Hayatımı bu duruma göre yaşamaya başladım. Misafirimle iyi geçinmek için elimden geleni yapıp hayatımı değiştirdim. Üç ayrı primer ve bir yaygın metaztaza rağmen hayata tutundum, tutunuyorum, tutunacağım. Çünkü halen içimde tüketemediğim insan ve doğa sevgisi ve ona eşlik eden insanlara güven duygum var. Bunları şimdi yazmamın sebebi yeni moda adıyla farkındalık filan değil. Dünya Kanser günü veya kanser savaş haftası filan da değil. Bambaşka bir şeyden bahsedeceğim.

Kanserin sebebi genetik, kişisel ve çevresel olarak üç temele dayanıyor. Hepiniz eminim etrafınızda gözlemlemektesiniz, kanser sayısında önemli bir artış var. Şöyle ki yılda on milyondan fazla kişi kanserden ölüyor. Bu pandemi nedeniyle ölenlerin toplamının tam iki katı. Yani her 8 erkekten, her 10 kadından biri kanser sebebi ile ölüyor. Kanser hastalarının yapmaya çalıştığı dünyaya yani yaşama veda etmeme çabası. Ama çok daha önemlisi var düşünülecek. Dünya’nın bize veda etmesi. Evet asıl kanser olan Dünya ve onu biz kanser ettik, o da bize metastaz yapıyor şimdi. Üstelik bizi bu şekilde hasta etmesi onda yaptığımız hasarın çok küçük bir dönüşü gerçekte.

Tabloya tarihsel olarak bakalım. Sanayı devrimi işin başında insanlik için faydalı görünse de global kapitalist sömürüye dönüşünce dünyadaki tüm devlet başkanları dolar milyarderi, oligark, beşli çete adı ne olursa olsun kendi zenginlerini yarattı. Bunlar o kadar zengin oldular ki artık devletlerin başına istediklerini getirmeye başladılar. Hatta muhalefette kimi yedekte tutacaklarına bile onlar karar veriyor. Bu nedenlede hiç bir dünya lideri yakında insanları ve onlarla beraber bir sürü farklı canlıyı yok edecek dünyanın bu 4. evre kanserine karşı göz göre göre hiç bir şey yapmıyor. İnsan için tek düşünen canlı tanımlaması yapılır, düşünebildiği doğru ama düşündüğünü söylemek pek de doğru değil. Politikacıların kullandığı üç temel dürtü daha ağır basıyor. Din ve hurafeleri yaratan KORKU, hamaset ve milliyetçiliği yaratan KİBİR, para ve aşırı tüketimi yaratan HIRS. Bir ülkeyi yönetmeye aday olan herhangi birinin bu global problemi çözmek için vaadi olmuyor zaten. Kendi yarattıkları suni problemleri çözme üzerine kurulu tüm vaatler, ülküler, ışıklar, oklar vs. vs.

İnsanlığın bu şekilde 3. Milenyumu görmesi mümkün değil. Özellikle de sözde seçilmiş bu kukla devlet başkanlarının kısır politik çekişme ve savaşları arasında en azından bir yüzyıl daha görmek istiyorsak yapılması gerekenleri altı madde halinde sıralamaya çalıştım:

1. Sera gazları şu anda en önemli sıkıntımız. Küresel ısınmanın baş sorumlusu. Özellikle fosil yakıtlar artan hızla kullanılmaya devam ediyor. Enerji, üretim ve nakliye için gerekli olsa da alternatifleri ile yetinip tüm dünya üzerinde fosil yakıt kullanımı bedeli ne olursa olsun yasaklanmalı. Aksi taktirde başta iklim değişikliği olmak üzere çok yakında tüm canlıları etkileyerek kitlesel ölümlere sebep olacağı, bazı canlı türlerini tüketeceği aşikar.

2. Okyanusların on bin metre altından dünyanın dokuz bin metrelik çatısına kadar her yer plastik atıklarla doldu. Bunlar onlarca canlıyı etkiliyor özellikle deniz canlılarının ve kuşların neslini tüketiyor. Doğanın dengesi açısından her birinin ayrı rolü var. Her türlü plastik imalatı ve kullanımı tüm dünyada yasaklanmalı.

3. Dünyanın ciğerleri ormanlar. Bir yandan küresel ısınma diğer yandan yerleşim bölgelerinin çarpık bir şekilde yayılması her yıl daha fazla ormanı yok ediyor. Tüm dünya üzerindeki ordular lağvedilip personeli ve ekipmanları ile birlikte orman yangınları ile savaşmaya, kirlenmiş bölgelerin temizliğine ve çevre bilinci yaratma işine devşirilmeli.

4. Büyük ölçüde kontrol altında gibi görünse de Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombaları, Çernobil faciasını ve tsunami sonrası Fukuşima sanralinin hala devam eden etkilerini deneyimledik. Geri dönülmez hasarları olan tüm nükleer silahlar imha edilmeli ve tüm nükleer enerji santralleri kapatılmalı.

5. Dünyanın kaldırabileceği maksimum insan nüfusunun 10 milyar civarında olduğu tahmin ediliyor. Nüfus planlaması çok önemli ve kişilere bırakılmayacak kadar ciddi bir konu. Bu konuda bazı model, sistem ve kısıtlamalar getirilmeli.

6. Gıdalarda kullanılan kanserojen katkılar, tarımda kullanılan gübreler ve zirai ilaçlar, daha çok ve hızlı ürün almaya yönelik genetik çözümlerden vazgeçilmeli. Bu her biri doğanın dengesi açısından önemli böcek ve kuşları yok etmesinin yanında toprak ve içme suyunun kirlenmesine ve organik üretimin her geçen sürede daha da olanaksız hale gelmesine sebep oluyor.

Bunlar elbette çok radikal hatta ütopik görülebilir. Ama geniş halk kitlelerinin baskısı ile şu anda fasa fiso işlerle uğraşan BM çatısında IMF, Dünya Bankası gibi küresel para merkezlerinin, NATO, Şangay beşlisi gibi askeri birlikteliklerin, binlerce çevreci sivil toplum kuruluşlarının bir araya barışçıl amaçlı gelmesiyle neden olmasın.

SON PARAGRAF: Öncelikle lütfen geçmiş olsun veya dua mealinde yorumlar yapmayalım. Çok isterseniz içinizden geçirmeniz amaca hizmet edecektir. İkinci olarak bu yazımı önemsiyorum ve mümkün olduğu kadar fazla insana ulaşması için paylaşmanızı rica ediyorum. 100 kişi paylaşsa 3. turda sayının bir milyona ulaşacağını unutmayalım. Paylaşırken bir iki cümle dahi olsa konuya dair yorumunuz veya bir fotoğraf veya bir şiir bir şarkı olması önemli. Hatta yazının bir bölümünü bildiğiniz bir dile çevirerek paylaşabilirseniz fevkalade olur.

Posted in

Yorum bırakın