Uzun bir süre sonra bacaklarıma güvendim ve Truva’yı 25 yıl sonra tekrar gezmeye karar verdim. Hemen şunu ifade etmeliyim ki şu meşhur savaşın burada olup olmadığı hatta olup olmadığı bile kesinlik kazanmamıştır. Gerek saha düzenlemelerini ve gerekse yakınına kurulan ve sahadan çıkanların sergilendiği müzeyi fevkaladenin fevkinde buldum.

Truva denilince ilk akla gelen Homeros’un İlyada’sında bahsi geçen Truva savaşı ve o savaşın en önemli simgesi Truva atıdır. Dev ahşap bir atın içinde kaleye giren askerlerin kentin ele geçirilmesinde önemli rol aldığı düşünülür. Yani şöyle düşünün; yobaz ve faşist askerlerden oluşan bir gurup demokrasinin içine saklanıp laik cumhuriyete sızarak onu ele geçiriyor. Truva’yı önemli kılan özellik MÖ 3.000- MS.500 yılları arasında 3500 yıl boyunca zaman zaman kesintiye uğrasa da 10 ayrı medeniyeti misafir eden bir yerleşim olması.
MÖ 3000-2000 yılları arası ilk 3 katmanında Truva Denizsel bir kent merkezidir yani ağırlıklı deniz ürünleri ile beslenen bir kent.. Aynı zamanda deniz yoluyla uzak diyarlar ile ticaret de yaparlar. 90 metre çap ile başlayan büyüklüğü bu dönemin sonunda 9.000 m2 ye ulaşır ve büyük bir yangınla sona erer. Bu yangının izlerini hala görmek mümkün. İlk fotoğrafta 2. ve 3 katmanı işaretlenmiş olarak ve ikincide ise 2. katmanın “megaron” denilen tek odalı evlerinin temellerini görebilirsiniz.

Koruma altına alınan bu bölge 3. katmanın sonundaki büyük yangının izlerini taşıyor.

MÖ 2000-1700 yılları arasındaki 4. ve 5. katmanlarda deniz ticaretinin azalması ile diğer Anadolu kentleri ile ilişkiler artmıştır. Bu nedenle bu dönem Anadolu Karakterli kent kültürü olarak adlandırılır. Bu dönemde de en az 7 büyük yangın çıkmış ve sonuncusu bu döneminde sonunu getirmiştir. Bu dönemde kale surları 18.000 m2 alanı çevrelemektedir.

İlk fotoda 4 ve 5. katman kale surları ve kale giriş kapısı ve ikincide ise buranın 4000 yıl önceki hali.

MÖ 1700-1200 yılları arasındaki 6. ve 7. katmanda ise zenginliği ve anıtsal yapıları ile kent altın çağını yaşamıştır. Bu dönemde kent yüksek ķültürlü bir kenttir. 200 x 300 m lik surlarla çevrili 60.000 m2 lik alanı ile 100 km lik çevrede en büyük yerleşimdir artık. 6 katman büyük bir depremle sonlanır. 7 katmanın sonunda o katmanda bulunan yangın izleri ve ok uçlarının yoğunluğu savaş ve talana işaret etmektedir ki bu savaş büyük bir ihtimalle meşhur Truva savaşıdır. Daha sonra kent 500 yıllık bir sessizlik dönemi geçirir. Resimde 7. katmanda bulunan ve Luwi mührü olarak bilinen mühür var. Bu mühür MÖ 1130 yılına tarihlenmektedir ve tunç çağının bilinen en eski yazılı belgesidir.

Troya krallarindan birinin kızı olan Poyksena’nın kurban edilişini tasfir eden bu kabartma nedeniyle onun adıyla anılan bu lahitin içinden 40 yaşlarında olduğu tahmin edilen bir erkek ceseti çıkmış. Tahminim o ki olsa olsa lahti kırıp içine giren definecinin arkadaşının keleğidir.

Lahit kabartmaları gerçekten çok iyi imiş.

MÖ 700-85 yılları arasında bu kez yunanlılar tarafından inşa edilen şekliyle 8. Katman oluşur. Dönemin en önemli anıtsal yapısı Athena tapınağıdır. Bu dönem ise Romalıların istilası ile sonlanır. Aşağıdaki fotoğraflarda bu döneme ait Knidoslu Afrodit heykelini ve Athena tapınağının tavan süslemeleri var. .

MÖ 85-MS 500 yılları arasında Roma kenti olarak 9. Katman oluşur. Şu anda en net görebileceğiniz yapılar da bu döneme aittir. Athena tapınağı metop kabartmaları ile ünlenir. Klasik roma kentlerinde bulunan tüm anıtsal yapıların olduğu bir kenttir artık. Peşpeşe iki deprem bu dönemin sonunu getirir. Fotoğrafta döneme ait odeon ve bir kabartma ve bir kuyu.


700 yıllık bir suskunluğun ardından son katman olan 10. katman MS 1200 de bu kez Bizans yerleşimi ile başlar ve bu dönem de 300 yıl sonra Osmanlıların bölgeyi ele geçirmesi ile biter. Osmanlı döneminde herhangi bir yerleşim söz konusu olmaz. Yazıyı o dönem surlarının dıştan ve içten görüntüleri ile bitirelim.

Müzzesini mutlaka gezin. Bir hayli modern bir müze. Uğramazsanız kızarım.
Yorum bırakın