BİR DİN ADAMI- NAYLON HAFIZ

2016 yılında kaybettiğimiz komşumuz Hüseyin Çınar bilinen adıyla Naylon Hafız İnebolu’da herkesin tanıdığı ve saygı duyduğu bir din adamıydı. Bunun en temel sebepleri; dini tüm öğretileri ve felsefesi ile kavramış olması, toplumdaki herkesi kucaklaması, her hareketiyle topluma örnek olmaya çalışması ve elbette Atatürk ve Cumhuriyete duyduğu o büyük saygıydı. Çok şık giyinirdi, bisikletle gezerdi, muhteşem ve makamında ezan okurdu, özelikle saba makamında okuduğu yani sabah ezanları insanın içine işlerdi.

Ezanı sırf Arapça değil Türkçe de iyi okurdu. Herkesle sohbet eder her yere girip çıkardı. Onu kahvede veya meyhanede sohbet ederken görebilirdiniz. Elbette içki içmezdi, en azından içtiğini kimse görmedi ama içki içilen sofralara oturup sohbet etmekten de çekinmezdi. Buna şaka yollu takılanlara veya sitem edenlere ise benim işim asıl buraya gelenlerle sohbet edip camiye çağırmak derdi.

Emekli olduktan sonra hem rahatsız olan eşine yıllarca baktı, hem de Kızılay Derneğine başkanlık etti. Her İnebolu’ya gittiğimde şimdiki Kent müzesinin altındaki Kızılay ofisine uğrardım. Beni görür görmez seremoni başlardı. Ayağa kalkıp elimi sıkar, kahveyi söylüyorum derdi. Kahve içerken sohbet eder bitene yakın masasının çekmecesinden makbuzu çıkartıp üstüne koyardı. Ben son yudumu alıp şu kadar yaz hocam derdim. Yazar verirdi. Ben parayı verince Allah kabul etsin der çekmeceye koyardı. Hayatımda hiçbir zaman paranın doğru yere gideceğinden bu kadar emin olmadım. Evet 8 Haziran 2016 da vefat etti Naylon Hafız. İki yıl öncesinde 9 haziranda İnebolu’nun kahramanlık gününde mezar taşını diktirmişti. Ölüm tarihini de yazdırmıştı. “01/04/2019” Niye diyenlere 2019 Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 100. Yılı olduğu için, 1 Nisan da benim şakam olsun diye cevap vermişti.

Son olarak kendisinden dinlediğim Naylon Hafız olma hikayesini anlatayım. 1953 yılında İnebolu’ya Tevfikiya (Yeni) Camisine müezzin olarak atanmış. İlk maaşını alınca 3-4 günlüğüne İstanbul’a gitmiş. Hem birkaç cami gezecek hem de dini bilgi ve görgüsünü artıracak. Pazar günü sabah namazını kılıp Aksaray’da dolaşırken bir kilise görmüş. Merak edip içeri girmiş. Ayin var. Ayini yapan papazların tertemiz pırıl pırıl kıyafetler içinde olması dikkatini çekmiş. Sonra sabah gittiği camideki imamın kıyafetini düşünmüş yok demiş biz din adamları madem en yeni en temiz din olduğumuzu söylüyoruz ona göre giyinmeliyiz. Hemen gitmiş ve maaşının yarısı ile o zamanlar moda olan beyaz bir naylon gömlek satın almış. İnebolu’ya döndüğünde o gömleği her gün yıkayıp ütüleyip giymiş uzun süre. Cemaatte ona Naylon Hafız demeye başlamış.

Naylon Hafızın kısa bir videosunu da buraya koyalım özleyenler için

KUYRUKLU İBRAAM

ugün bir dostun gönderdiği iki fotoğrafta yüzü hafızamda kaybolmaya başlamış birini görüp anılara daldım. Lakabı “Kuyruklu” idi. Adını hiçbir zaman bilmedim. Top oynadığımız aralıkta dipteki ikinci kapıdan çıkar yavaş yavaş aralığı katederdi. Bu arada top onun önüne gelirse vurmaya çalışır ama genelde ıskalardı. Gömleğinin alt düğmesini hiç iliklemez oradan atleti görülürdü. Yüzünde hiç sert ve somurtkan bir ifade olmazdı. Alt dudağı aşağıya sarkık kendine has belli belirsiz bir gülümseme olurdu. Mugallit bir adam olduğunu düşünürdüm hep.

Tellaldı. İnebolu’nun konuya göre belirlediği çeşitli yerlerinde kendine has üslubu ile haberi ya da ilanı yayardı. Onun şovu şimdilerde olan belediyeye ait çeşitli direklere takılan hoperlörlerinen çıkan monoton ilanlardan çok daha eğlenceli idi. Genelde 2 ya da 3 kelimede bir son harfi uzatıp bir süre dururdu. Hatırladığım iki repliği:

“Limanaaa… hamsi geldiiii…şapır sapır atlayaaa…”

“Bugünnnnn…..saat ikideee…dop darlasındaaaa…. maç vaaaa….”

Son olarak Hasan Kırksekizoğlu’nun anlatımı.

Yer; Yeni cami önü, ağır adımlarla dörtyol un tam ortasında yerini alıyor. Elinde bir karton üstünde üç beş hamsi. Günlerden pazarı gün. Bir iki boğaz temizleme. Sonra; Boğün gelen taze hamsi, kilosu iki liraaaa, yalap yalap ediyaa yerişen alıyaaa deydaaa. (Üç kere tekrar) Etrafında halka oluşturmuş dinleyen kişiler, ve içlerinden birini gözüne kestiriyor ve son vuruş. Anadınn mı? Düdüğümm…

Ne diyelim, Işıklarda çığırsın…..

EMİN ABİ

İnebolu yolu üzerinde Küre dağlarının güzellikleri arasında virajlı yoldan inmeye başlarsınız Küre İkiçayına. Eskiden en aşağı noktada 1899 yılında yapılmış olan ve İstiklal savaşında taşınan cephanelerin en önemli mirengi noktasında bulunan iki gözlü bir köprü karşılardı sizi. Önce üzerindeki tuğralı taş yok oldu, daha sonra köprü bakımsızlıktan harap oldu, yeni bir köprü yapıldı hemen yanına. Değişen iklim şartlarının artırdığı sellerle eskisi yıkıldı sonunda. Yerine 100 yıldan fazla hizmet veren köprünün aslına uygun olarak yenisi yapılsa da, o da ancak 4 sene dayanabildi her sene tekrarlayan sellerin şiddetine. Her neyse devam edelim yola. Köprüden sonra yükselmeye başlarsınız tekrar. Bir köy tabelası gözünüze çarpar. ERSİZLERDERE. Eski adı Dereköy olan bu köye I. Dünya ve kurtuluş savaşlarına giden kimse geri gelmediği için bu ad verilmiş.

100 metre sonra sağda bir başka tabela “Emin Abinin Yeri”. Yolu bilen herkes tanır Emin Abi’yi ve şöyle bir ikilem yaşar içinde. Yalnızca 20 km kalan İnebolu’ya bir an önce varmak veya Ersizlerdere Kanyonunun inanılmaz manzarasına karşı meşhur Ecevit çorbasından içmek. İkinci galip gelir çoğunlukla ve kırarsınız direksiyonu Emin Abiye. O hep gülen yüzü ile hoş geldiniz diye karşılar sizi İstiklal yolundaki en önemli konaklama mekanı olan Ecevit handaki Ecevit çorbasının mucidi Kel İsmail’in misafirperverliği ile. Çorbanızı içersiniz Emin Abinin muhabbeti eşliğinde. Yanınızda yabancı biri varsa mutlaka anlatır Ersizlerdere’nin hikayesini. Tekrar yola çıkmak için arabanıza yöneldiğinizde Emin abi kolonya ikram eder hatta ikramda sayılmaz resmen boca eder bir şişe kolonyayı üzerinize, İnebolu’ya gidene kadar kokusu bayar sizi ama olsun mevsim baharsa sarı mor dağ güllerinin kokusunu bastıramaz yolun kalan kısmında. İşte o Emin Abi’yi kaybetmişiz bir kaç gün önce. Anıları ile huzur içinde uyusun, dinlensin Ersizlerdere’nin renkli yüzü.

Ruhu şad olsun. 

Posted in

Yorum bırakın