
Tunç siyahtı,
Tunç beyazdı,
Kartal yuvasından süzüldü Dolmabahçe’ye doğru,
O nereye uçtuğunu biliyordu,
İsmail sanattı
İsmail sosyaldi,
Doğacak çocuğu düşünde, dans ederek çıkıyordu Gümüşsuyu’na,
Aydınlığa tırmandığını biliyordu,
Selin gençti,
Selin güzeldi,
Gözü takıldı kan gibi trafik lambasına,
O da Velat gibi dolmuşun gittiği yolu biliyordu,
Berkay genç bile değildi daha,
Doktor da değildi, yalnızca Berkay’dı
Koltuğunun altında Özdil’in imzaladığı kitap,
Başkente gittiğini biliyordu,
Görkem anasının tek koçuydu,
Görkem Amerikan Futbolcusuydu,
Öylesine dolaşıyordu denize baka baka,
Annesinin beklediğini biliyordu,
Nazif’in Erva’sı vardı,
Nazif’in Elif’i vardı,
Görev tamamdı,
Evinde sıcak çorbanın hazır olduğunu biliyordu.
Altısının da yüreği çarpıyordu,
Hepsi aynı yerdeydi,
Hepsi aynı zamanda,
Hepsi o silemediğimiz, ama onları silen o anda,
Nereye gittiğini tek bilmeyen şarapnel parçalarıydı,
Seherinde o gecenin,
Kızıl kanlar içindeki yatan kırk dört güle,
Ağıt yaktı bülbüller.


Yorum bırakın