Geçmişe yolculuk yapınca İnebolu’nun iki sıkıntısıyla yüzleşiriz. İlki çözülmüş ve unutulmuş bir sıkıntı. İnebolu Abana Sahil yolu. Evrenye, İlişi veya Abana Sahiline genellikle piknik yapmak veya denize girmek için motorla gidip gelmemiz benim hafızamda bayağı bulanık bir görüntü halinde. Şimdiki gençlere garip gelebilir ama 1964 yılına kadar İnebolu‘nun doğusundaki köyleri ve Kastamonu’daki diğer

sahil ilçeler ile karayolu bağlantısı yoktu. Hatta limana kadar olan yol dahi toprak idi. Cumhuriyetin ilk yıllarında limana giden yol açılmış hatta çeşme altıda düzenlenerek Patriyoz’a kadar ulaşılabilir hale gelmişti ama bu stabilize tabir edilen toprak yoldu. Heyelanlar nedeniyle her yıl şekil değiştirmekte idi. 1960 yılında yeniden hareketlenen İnebolu liman projesi istenen düzeye bir türlü gelemese de bu vesile ile yapılan plaj yıllarca İnebolu’yu sırtında taşıyan turistik bir tesis olarak tarihte yerini aldı. Plaja giden yolun limana kadar o güzelim taş parkelerle döşenmesi işi ise ancak 1964 yılının baharında gerçekleşti. İşte bu konu ile ilgili babamın her zaman güler yüzlü tarzını yansıttığı bazı şiirleri;
Patronlar şapırtıyla kalkınmaya üşüştü,
Kalkınan Türkiye’den bize de liman düştü.
Varlıklar kalkındılar bu plansız seferden,
Liman da kalkındı da Plaj oldu kederden.
Hüseyin Karahan-1961
Eşin dostun kara bulut gibi tozda gözü,
Beklemesin gözler, beklemesin arazözü.
Bir şey değil de plaja gitmesi,
Dönüşte tozdan kesilmese nefesi.
Bir ulu el tutsa elimizden,
Ve dostlarla kolkola,
Hayırseverler,
Bizimle beraber,
Müjdeden çınlasa kulaklarımız çın çın,
Döşesek kayaları, kayalar gibi yalçın,
Halılar döşesek o yola,
Ve dostlarla kolkola,
Koştursak bulvardan limana,
Torunlar selam verse tozlu yolu yapana.
Hüseyin Karahan-21.07.1962
Liman yolu parkeleri, kara kara ak ak,
Kalkınma hızına uydurmak için ayak,
Hep beraber üşüştük, eşle, dostla ve aşkla,
Elli santim kaldırdık kalpten krikolarla.
Hüseyin Karahan-1964
Dağ ardında dağ, gene dağ gene dağ var,
Bu dağlarda çileli insanlar yaşar.
Her dağın eteğinde bir de cennet var,
İnsanıyla ürünü yol diye ağlar.
Bu dağları yayan aşar insanlar yayan,
Bu dağlardan yol açtık, yola açtı agan,
Bu açıştan değil insan dağlar bile neşeli,
Selam sana Abanalı, Selam sana Evrenyeli.
Hüseyin Karahan-25.07.1964
İkinci sıkıntı ise Ankara-İstanbul treni gibi adı değiştirilerek her gelenin yapar gibi göründüğü ama bir türlü de hakkıyla yapamadığı herhangi bir uzun vadeli planlama değil kısa süreli siyasi ve/veya maddi rant kapısına dönüştürülen bir sorun. Altyapı. Özellikle de içme suyu ve kanalizasyon konuları. Bakın babam ne demiş 63 yıl önce Terkos suyu ile ilgili:
İçme suyu tesisi ihalesi beş yüz binlik bedelle,
Tam on yılda zor bitti, iki milyon papelle,
Cefakardır, vefakardır, fedakardır belediye,
Elli bini feda etti bi denecük aboneye,
Su geliyor mu diye sorulmasın sorular,
Şimdilik hava taşır terkosdaki borular.
Hüseyin Karahan-1963


Yorum bırakın