Bu bölümü İnebolu’nun tarihiyle bütünleşmiş bazı binalarını gezmek isteyenlere bir rehber niteliğinde hazırladım. Yaklaşık 3 saatlik bir yürüyüş ile tamamını görebilirsiniz.
TÜRK OCAĞI

Eylül 1893 tarihinde inşaatı tamamlanmıştır. Binayı yaptıranlar Karagüllezade Mehmet Yazıcı ile Karamanyan Hacı Ohanüs Ağa’dır. Daha sonra binanın mülkiyeti tamamen Karamanyan ailesine geçmiştir. 1923 yılındaki göçlerle birlikte Rumlar tarafından boşaltılmış ve kısmen Türk Ocağı olarak kullanılmaya başlanmıştır.
Mülkiyeti 1929 nüfus mübadelesinde komple Türkiye Cumhuriyeti’ne geçmiştir. Mustafa Kemal Atatürk, İnebolu ziyareti sırasında 27 Ağustos 1925 tarihli Şapka Nutkunu bu binanın balkonunda okumuştur. 1931 de halkevleri kurulunca bina İnebolu Halkevine dönüştürülmüş ve 1951 yılına kadar halkevi olarak kullanılmıştır. 1956-75 yıllarında otel, lokanta ve acente olarak, 1975-94 yıllarında halk eğitim merkezi olarak hizmet etmiş ve daha sonra kaderine terkedilen bina 2006 yılında restore edilerek bugünkü halini almıştır.
OĞUZ ATAY EVİ

20. yüzyılın ilk çeyreğinde inşa edilmiştir. Oğuz Atay’ın 1934 yılında doğduğu evin bir tarafında Oğuz Atay Sokağı diğer tarafında Ebe Zeynep Çıkmazı var. Ebe Zeynep’in Kızı Hanife Annemiz 1920-65 yılları arasında doğanların en az %50 sinin ebesidir.
BELEDİYE HİZMET BİNASI

20. Yüzyılın başında Belediye başkanı Mehmet Şevki Efendi tarafından yaptırılmıştır. Cumhuriyet Öncesinde Osmanlı Bankası olarak kullanılmıştır. Binanın büyüklüğü o zamanlar İnebolu’da deniz yoluyla yapılan ticaretin ne kadar yoğun olduğunun göstergesidir.
Daha sonra muhtelif devlet dairelerinin kullandığı bina 1980 yılında Endüstri Meslek Lisesi olarak kullanılmaya başlanmıştır. 2006 yılında ise Belediye Hizmet Binası olmuştur. Alt katında bir sinema salonu, Önünde ise İnebolu’da doğan Şair Orhan Şaik Gökyay ve Oğuz Atay’ın büstleri bulunmaktadır.
KENT MÜZESİ

Yaklaşık 100 yıl belediye olarak kullanılan ve önündeki şadırvanla birlikte İnebolu’nun en önemli simgelerinden olan ve tarihin birçok olaylarına şahitlik eden Eski belediye binası 2017 yılında kent müzesine dönüştürülmüştür. Önündeki Meydanda bir yapılıp bir yıkılan tarihi bir şadırvan bulunmaktadır.
İNEBOLU KONAKLARI

Kasabada koruma altına alınmış birçok bina vardır. Bunların bir kısmı restore edilmiştir, bazıları ise hala boynu bükük şekilde beklemektedir. Yapıların dış cepheleri aşı boyası ile boyanmıştır. Çoğunlukla kırmızı üzerine mavi ve beyaz renklerle hareket kazandırılmıştır. Çatıları ise yöreye özgü arduaz (marla) taşı ile kaplıdır. Evlerin genellikle dik yamaçlara yapılmalarından dolayı ortaya çıkan seviye farkından ön cepheden 2 katlı görünürken arka cepheler konakların asıl yüksekliği olan 4 katı da göstermektedir.

Konaklardaki haremlik selamlık uygulamasından dolayı, içlerinden çift merdivenle üst katlara çıkılmaktadır ve katlar birbirinden bağımsız bir şekilde ihtiyaçları karşılayacak biçimde planlanmıştır. Bu yapı tipini Karadeniz sahili boyunca yalnızca Abana, Bozkurt, İlişi ve Bozkurt’ta da görmek mümkündür.
KARADENİZ OTELİ
Nazım Hikmet, 1921 yılının ilk günü İstanbul Sirkeci’den kalkan “Yeni Dünya” vapuru ile Ankara’da ateşlenen kurtuluş hareketine katılmak üzere İnebolu’ya hareket eder. 3 ocakta Yusuf Ziya (Ortaç), Faruk Nafiz (Çamlıbel) ve Vala Nurettin’le birlikte İnebolu’ya varır.

İnebolu’da “Ankara vizesi” için bu otelde beklerler. Nazım İnebolulu gençlerle buluşur ve sohbetlere katılır. Burada Almanya’dan gelen Spartakistlerle tanışır. Onlarla sabahlara kadar yaptığı sohbetler onun hayatı boyunca sergilediği siyasi duruşunun temellerini oluşturur. Faruk Nafiz ve Yusuf Ziya’ya vize çıkmaz. 28 Ocak tarihinde onlar eve dönerken Nazım ve Vala yola çıkarlar. Yürüyerek 10 günde Ankara’ya varırlar.
ESKİ KARAKOL BİNASI

Eski karakol binası Karadeniz Otelinin tam karşısındadır Nazım Hikmet bir mektubunda Karadeniz Otelini seçme nedenlerinin her gün imza vermek zorunda oldukları karakola ve aynı zamanda kasabadaki lokantalara yakınlığını olduğunu yazmıştır.

Nazım Hikmet ve Vala Nurettin’in İnebolu’da olduğu süre içinde İnebolu ve Abaş Tepe Türbesi adlı iki şiir yazdıkları bilinmektedir. Her iki şiirde Abaş tepede yazılmıştır. Yukarına o yıllara ait 4 orijinal kartpostal oluşan ve renklendirilen panorama onların şiirleri yazarken gördüklerini birebir göstermektedir.
ASKERLİK ŞUBESİ
Askerlik Şubesi 19. yüzyılın sonunda Abdülhamit tarafından yaptırılmıştır. Osmanlı’nın kapitülasyon çıkmazına girdiği dönemlerde her önemli liman şehrine Fransızca eğitim veren Ticaret Lisesi kurulması zorunlu kılınmış ve okulun kurulması için Galatasaray lisesinden gelen hocalar bu binanın kendilerine ayrılan bölümünde kalmıştır. Bu binanın önemli hikâyelerinden biri de Abdülmecit in oğlu Şehzade Ömer Faruk’un kurtuluş savaşına katılmak için İnebolu’ya gelişidir. Birçok İngiliz kontrol noktasını aşarak İnebolu’ya ulaşmış ve Ankara’ya geçiş izni çıkana kadar güvenlik nedeniyle bu binada beklemiştir. Atatürk’ün tavsiyem İstanbul’a dönmesidir şeklindeki cevabı üzerine geri gitmiştir.

Cumhuriyet yıllarında da uzun süre askerlik şubesi olarak hizmet vermeye devam eden bina eski Hükümet binası ile hapishanenin de yanması ile bir süre hapishane olarak da kullanılmıştır. Hemen önünde iki adet de Anıt Çınar ağacı bulunan binanın muhteşem bir de bahçesi vardır. Maalesef hiçbir şekilde değerlendirilmeden yıkılmayı beklemektedir. Şu anda o kadar bakımsız ki bırakın gezmeyi düzgün bir fotoğrafını çekebilmek bile imkânsız.
İNEBOLU DENİZ FENERİ

Denize bakan yamaç üzerindeki 145 yıllık bu fener birçoğu gibi yalnızlığa terkedilmiş o acı tatlı anılarıyla.
- İkametgâh : İnebolu Burnu
- Doğum tarihi : 1863
- Boyu Denizden: 38 metre
- Yerden : 9 metre
- Görüşü : 11 mil
- Durumu : Tekaüt
TEVFİKİYE CAMİİ
1903 yılında II. Abdulhamit döneminde Çarşı içine bir kilise yapılmaya başlanmış. Buna tepki olarak da halk tarafından yapılan bağışlarla bu cami inşa edilmiş.

Aşağıda Tevfikiye camiinin kitabesi ve bahçesinde 1931 yılında Ahmet Ziya tarafından konulan ve doğruya çok yakın gösteren güneş saati görülüyor.
Kısa notlarla şehir merkezindeki bazıları biraz da iç burkan binaları gezmeye devam edelim:

İlk fotoğraftaki bina 1884 yılında yapılmış ve orijinali alt katı şapel üstü İtalyan Ticari konsolosunun evi olarak yapılmış. İkincisi ise 130 yaşındaki Eski Liman Dairesi binası.

1881 yılında Abdülhamit tarafından yaptırılan Hamidiye bilinen adıyla Küçük Cami ve 1868 yılında inşa edilmiş cumhuriyetin ilk yıllarının Kız akşam sanat okulu olarak hizmet vermiş en eski Rum binalarından biri.

İlk fotoğraf Karadeniz İlkokulu. Bir çok büyüğümüz bu binada tanışmış harflerle rakamlarla. Önce bir katı yıkılmış, sonra terkedilmişti hepten. 2023 yılında maalesef restore edildi. İkinci ise Çeşme Hamamı. İki sebeple tercih edilirmiş bu hamam. İlki bu hamamın külü “iti” olurmuş. Onun için herkes bu hamamdan kül almak istermiş. İkincisi ise eskiden Kurnanın yanından bile deniz manzarası varmış.

Orijini Pontus kilisesi. Üst balkonundan İskelle burnundan yükselen güneşi diğer taraftaki pencereden ise Boyranaltından güneşin batışı izlenebilir. Bu binayı İnebolu Kültür Merkezi yapma hayali kurdum. Sağda ise başkatibin evi. Bir simetri başyapıtı.

Boyran mahallesine uğrayalım. Solda türünün tek örneği bir ahşap ev. Sağda ise bu mahalledeki eski taş binaların sonuncusu.

Son olarak üç eve daha uğrayalım. İlki Boyrandan Avaraya çıkarken ilk köşede sol tarafta sarmaşıklar arasından taşların kendini göstermeye çalışan ahşap ev. Belki de 40 yıldır savaşıyor çökmemek için. İkincisi Hastane üstüne çıkarken keskin viraja konuşlanmış bu ev. İçinden yedi cüceler çıkacakmış gibi gelir bir havası var. Yürüyüşü üçüncü fotoğraftaki kaymakam yokuşundaki evle tamamlayalım. Özelliği benim doğduğum ev. Malum halk ozanlarının son kıtada isimleri geçer.


Yorum bırakın