Allah eksikliğini göstermesin lafı sıklıkla kullanılır. İnsanların eksikliği halinde sıkıntı yaşayacağı o kadar çok şey var ki aslında. Mesela potasyum. Hani şu “K” harfi ile simgelenen element. Hele bir düşsün 2 civarına görün durumu. Tedavim nedeniyle zaten olan bu sıkıntı sıcak ve terleme nedeniyle iyice arttığı için gezilere sıcaklarda ara vermeye başladım. Neyse eylül geldi ve havalar epey serinledi. Bugün istikamet Adampol yani Polonezköy.
MEHMET SADIK PAŞA
1795’te Polonya’nın Rusya, Avusturya ve Rusya tarafından bölüşülüp işgal edilmesinden sonra Prens Adam Paris’te bir Polonya Hükümeti kurdu ve Osmanlı ile birlikte Rusya’ya saldırarak tekrar bağımsızlığı kazanmayı planladı. Bu amaçla 1841 yılında generallerinden ünlü yazar Michal Czajkowski’yi İstanbul’a gönderdi.

Czajkowski şartlar gereği Müslüman olarak Mehmet Sadık Paşa ad ve rütbesini aldı. Asker ailelerinin barınabilmesi içinde Çingene konağı denilen 5.000 dönümlük bölgeyi Lazirist Papazlardan (Saint Benoit Lisesi) kiraladı. 19 Mart 1842 de bölgeye dini bir törenle Prens Adam’a ithafen Adam’ın tarlası anlamına gelen Adampol adı verildi. Daha sonra Polonezköy olarak değiştirilse de halen Adampol adı da kullanılıyor. Osmanlılar zamanında 500’e ulaşan Polonyalı sayısı günümüzde 90 civarında. Halen kendi dillerini kullanıp örf ve adetlerini sürdürerek asimile olmamaya çalışıyorlar.
KÖY MEYDANI
Köye varınca bir iki tur attıktan sonra meydanda park edecek bir yer buldum. Daha sonra başta Atatürk olmak üzere, Franz Liszt, Pierre Loti, Papa 23. Jean, Lech Walesa gibi önemli tarihi şahsiyetlerin sohbetler yaptığı meydanın kenarındaki çay ocaklarının birine oturup kahvemi sipariş ettim.

Daha sonra meydana yakın olan Arıcılık Müzesi, Polonezköy Kültür Evi ve hemen karşısında yer alan Polonezköy Açık Hava Ağaç Oyma Heykel Sergisine kısaca göz attım. Pek kayda değer değildi açıkçası.
ZOSIA TEYZE’NİN HATIRA EVİ

Meydandan kiliseye doğru giderken yolun sağında yer alan Zosia Teyzenin evini gezmek en önemli hedeflerimden biri idi. Zofia Rizi Anı Evi, babası Wincenty Rizi tarafından 1881-1883 yıllarında inşa edilmiş. Döneminde köydeki en gösterişli evlerden birisi olan ve tipik bir Polonya köy evi mimarisini sergileyen bu ev, halen orijinal halinden hiçbir şey kaybetmemiş durumda. Dış kapıdan yemyeşil bahçeye girince köyün 1900’lü yıllarındaki büyüsü bir anda sardı içimi.

Daha sonra bu evde Polonya’da “Ciocia Zosia (Teyze Zosia)” olarak anılan Zofia yaşamaya devam ediyor ve yaşamı süresince köyün gençlerine ana dili ve Polonya tarihi hakkında bilgiler vererek köyün tarihine katkıda bulunuyor. Zofia Rizi, yürüttüğü kültürel faaliyetlerinden dolayı 1975 yılında Polonya Devlet Konseyince “Gümüş Liyakat Nişanı” ile ödüllendiriliyor. Tüm dünyadan evi görmeye gelen misafirler, 1916 yılından itibaren anı evinde tutulmakta olan hatıra defterine ve albümlere notlarını yazıyorlar. Zofia Rizi’nin 1986 yılında vefatı sonrasında, isteğine uygun olarak ve yeğenleri Leslaf Rızı ile Antoni Dohoda’nun gayretleri ile köyün tarihinin ve sakinlerinin hatıralarının toplandığı ve sergilendiği bir yer haline getiriliyor.

Cumhuriyetin ilk yıllarında çekilmiş fotoğraflar oldukça fazla ve hepsi de görülesi. Bu 1950 ‘ler de köydeki bir partide çekilmiş.
CZESTOCHOVA MERYEM ANA KİLİSESİ
Polonezköy’e 1842 yılında ilk yapılan ilk dini yapı Azize Anna Kilisesi olarak bilinmekte. 1894 Büyük İstanbul Depremi sonrasında bu kilise yıkılmış. Sonrasında ise Czestochova Meryem Ana Kilisesi 1914 yılında yeniden inşa edilerek ibadete açılmış.

Kilise, çevresindeki doğal güzellikleriyle de dikkat çekiyor ancak ibadete açık olmadığı gibi ne ziyaret edilebiliyor ne de bahçesine girilebiliyor. Kilitli olan kapısındaki bir tabelada “Bahçenin etrafındaki duvar ve çit Milas Yeniköy -Kemerköy Termik santrallerinde çalışan Polonyalılar tarafından 1986 yılında yaptırılmıştır” diye yazıyordu.
HRİSTİYAN MEZARLIĞI
Maalesef burası da kilitli idi. Aslında görmek istediğim Ludwika Sniadecka’nın anıt mezarı idi. İlginç bir hikayesi var bu kadının. 1855’te İstanbul’da ölen Polonya’nın ünlü şairlerinden Adam Mickiewicz buraya gömülmesini istemişse de bu gerçekleşmemiş, ancak 22 Şubat 1866’da İstanbul’da ölen nişanlısı Ludwika Sniadecka buraya defnedilebilmiş.

Ünlü bir Polonyalı bilim adamının kızı olan Ludwika Sniadecka, Bulgaristan’da savaşırken ölen şair nişanlısı Adam Mickiewicz’in mezarını yaptırmak üzere Bulgaristan’a gider. Ancak gömüldüğü yeri bulamayınca İstanbul’a gelir. Burada Mehmet Sadık Paşa ile tanışır, evlenirler ve kendisi de Müslümanlığı kabul eder. Yazar olan Ludwika, Osmanlı Sarayı’nda önemli dostluklar kurar ve saygı görür. İstanbul’un Cihangir semtinde yaşamış olmasına rağmen, köye büyük katkıları olur. 1866’da İstanbul’da ölür ve eşi onu Adampol’de o günkü mezarlığın hemen dışındaki bir tepeye defneder. Köy mezarlığının bu en etkileyici anıt mezarı, aynı zamanda üzerinde yazılı bir kitabenin bulunduğu en eski mezar. Mehmet Sadık Paşa onun ölümünden sonra bir Rus’la evlenir ve 20 yıl sonra da Ukrayna’da intihar eder.
POLONEZKÖY TABİAT PARKI
Evet Polonezköy Tabiat parkının gerçekten meşe ağırlıklı ormanında 5 km ye yakın parkurda çok keyifli ve huzurlu bir yürüyüş yaptım. Parkurun sonundaki kafeye çay içmek için oturdum. İlk günden çok zorlamamak için Polonezköy’e nasıl dönebilirim diye sordum. Korsan taksi var 50 TL dediler, fırsatçılar en nefret ettiğim tür. Dönüşü de yürüdüm. Huzurlu ve keyifli değildi.

Gezilerin finali hep yemekle oluyor bilirsiniz. Daha önce gelip eti ve sofra şarabından memnun kaldığım Leonardo’da yapacağım o işi. 🍷🍖


Yorum bırakın